Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
boşluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 11230
Forumlar >> Paylaşım >> ***HAYATın GERÇEKLERİ*** boşluk
Sayfalar: 1, 2, 3 ... 1122, 1123, 1124  Sonraki
Kutudaki yazılı sayfaya git -->
Yazar ***HAYATın GERÇEKLERİ***
offline Dert Ortağı
Moderatör
Mesajlar: 14992

66817
Adı üzerinde konusu Hayat; mana itibariyle çok geniş. İddia ediyorum biraaz ukalaca olacak ama bu topic gerçekten çok konuşulacak (tabi silinmez ise).
Bu topicte herşey olacak bazen gülücez bazen kızıcaz bezen haykıracaz tıpkı günlüklerimizde olduğu gibi...İçinde edebiyatda olacak, resimde; siyasetde olacak,şiirde.. düşünceleride tartışacaz çok özel görüntüleride seyredicez, kafa yorucaz; neyse lafı uazatmayım başladıkça ve devam ettikçe daha çok ilgi görecek hem böylelikle sizlerde benim sadece resimlerle ilgilenmediğimi öğrenmiş olacaksınız
Ha! bu arada unutmadan söyleyim ben günde 9 ayrı konu 9 ayrı mesaj atıcam izlenmesi,okunması bilinmesini düşündüğüm sonrada tartışmaya başlıcaz yada gülmeye bilmiyorum mesajlarım geldikçe göreceksiniz sizlerden isteğim sizinde yazdığım konular hakkında elinde bilgisi olan varsa paylaşması yada tartışması...
büyük bir aşkla açıyorum bu topici umarım güzel bir şeyler yaparız Hadi hayırlısı şimdiden herkese


Sohbet Alanı


21-08-2006 21:34 | cevapla | Şikayet Et!
offline Dert Ortağı
Moderatör
Mesajlar: 14992

66817

Bir Yorum
Savaş, barış, gerçek

Görülemeyen ve düşünülemeyen gerçekler, sadece yaşanır; değiştirilemez, farklılaştırılamaz. Aklî sorumluluğumuz, kalbî sorumluluğumuzdan ayrı değil; ya birlikte var olup dengede dururlar, yahut ikisi de derin zaaflara uğrar. “Akıl Batı’da ruh Doğu’da” tasnifi bir tatmin ve kolaycılık örtüsüdür. Ya ikisi birden var olur; ya da bir “ifrat-tefrit” dönüşümünün ayniyeti yaşanır. Tekerrür edip duran da budur, tarih değil.

Birleştirici ve ortak tavırlar-yönelişler sağlayıcı bir değerler çerçevesine sosyolojik açıdan da siyasi açıdan da ihtiyaç var. Bunu halledemezseniz, farklılıkların faziletinden söz eden literatür havada kalır.

Irak’ta her gün en az 30-40 kişi ölüyor. Yani ayda bin kişiden fazla!.. Lübnan’daki katliamda bile henüz Irak’taki bir aylık kayıp miktarına ulaşılmış değil. Irak’ın bir iç savaşa sürüklendiği hakkında raporlar ve endişeler ifade ediliyor. Yani sadece Lübnan’da değil, Irak’ta da bir katliam var. Orada da, sokağın insanları, çarşının pazarın insanları rastgele öldürülüyor. Çocuklar, kadınlar, her yaştan ve cinsten herkes… “Tamamen provokasyondur” denilemez. Öyle deyip geçmek hiçbir şeyi halletmez.

…İran-Irak savaşı on yıl sürmüştü. Öyle bir savaştı ki o; ordular hiç karşılaşmadı denilse yeridir. Irak ordusu İran’ın sivil hedeflerini bombalıyordu, İran ordusu da Irak’ın… Sanki aralarında bir “katliam anlaşması!” vardı. Birinin ordusu diğerinin ülkesinde, adı savaş olan bir “katliam ve altyapı yıkımı” faaliyeti ile meşguldü. Yüzbinlerce insan öldü… Yüzbinlercesi sakatlandı… Çoğu sivildi bunların. Çoluk çocuk, kadın, yaşlı…

Şöyle bir lânet kıyası yapmamanın imkânı yok: İsrail ile mücadele ederken, yahut İsrail’in saldırılarıyla verilen kayıplar; iç mücadelenin bilançosu yanında önemsiz kalır. Bugün Irak’taki iç savaş manzaraları, dünkü İran-Irak savaşının bir uzantısı sayılabilir… “Hayır meselenin o yönünde eleştirilip değerlendirilecek bir konu yok, tamamen provokasyon” denilir ise, hiçbir doğru düşünce yorum ve tespit üretilemez.

Niçin Mısır’ın sesi çıkmıyor? “Satılmışlar” deyip geçmek havâiliktir, en hafif tâbiriyle. En büyük Arap ülkesi Mısır’dır ve sessizdir. “Mısır’sız savaş, Suriye’siz barış olmaz” denilir. “Mısır işin içinde yok ise, savaşın ciddiyeti olmaz; Suriye samimiyet göstermezse barış kalıcılık kazanamaz” demektir bu. Bence şöyle tashih edilmelidir: “Mısır’sız savaş, Türkiye’siz barış olmaz.” Öyle bir savaşın da barışın da ciddiyeti olmaz; İsrail’e karşı.

Ortadoğu’da hiçbir şey basit değil, göründüğü gibi değil…

Bir devlet adamı “Terörü başlatırsınız ama, kumanda edemezsiniz” dedi geçenlerde. Çok doğru bir tesbittir. Terör, bir “meslek ve sektör haline dönüşür, kendi statüsünü, statükosunu oluşturur, kendi kendisinin amacı haline gelir. Terör, kendini var eden şartların değişmesini istemez; varlığını sürdürmek onun için en üstün değerdir. En mükemmel demokratik ve ekonomik şartları teklif ediniz, terörü yok olmaya (çekilip kaybolmaya) ikna edemezsiniz. Bizdeki PKK’da böyledir. “Demokratik haklar ve sosyoekonomik şartlar” onun için sadece istismar konusudur, asla bir talep ve ideal konusu değildir. Terörün olduğu her yerde, terörün mahiyeti yapısı budur; bundan ibarettir.

Ve Ortadoğu’da terör; çok sakındırıcı, düşündürücü, zihinleri ve gönülleri bunalımlara sürükleyici bir olgu’dur. Yaser Arafat bunu son zamanlarda anlamıştı; ama gücü kalmamıştı.

Suriye-Lübnan denilince, öyle hazin seyirlik gözlem sunuşlarıyla; hep gözlerim yaşarır. Bu coğrafyanın dili olsa da konuşsa…

* * *

Yeri gelmişken bir başka kıyasa vurgu yapmak istiyorum.

Biz 1918’de yenik düştük, savaşı kaybettik… Türkiye işgal edildi. İstanbul bile işgal edildi. Ve bu şartlar 1922’ye kadar devam etti… Siz hiç, “sivil saldırı” tepkisi işittiniz mi o yıllarla ilgili olarak? Süleyman Nazif’in yazısı var sadece… Bir de Hasan Tahsin’in, bir katliama yol açan eylemi… Mesela İstanbul’da bir işgal subayına saldırı vaki olmamıştır. O türlü eylemler düzenlenmemiştir hiç. Dipten dibe, gizliden gizliye, yürekten yüreğe bir hareketlenme vardır; ve fakat bütün bu hazırlıklar ve hareketlenmeler bir cephe (ordu) savaşı içindir. “Cephelerde kaybedilir ve oralarda kazanılır.” bizce. Yapımız bu… “İstanbul’a işgal gücü girmiş; halk çocuğuyla kadınıyla sokaklara dökülsün” diye bir şey yok. Evlerle, çoluk çocukla savaş olmaz. Evini çoluk çocuğunu sığınak gibi kalkan gibi kullanan bir tek eylem yoktur bizde. “Sivilleri önce kendiniz koruyacaksınız”; ilke budur… Biz cephede kaybettik, cephede kazandık. “Yok biz savaşmayız ama, sonra terörle direniriz” dediğin noktada, bütün siviller, kadınıyla çocuğuyla hedef haline gelir ve öyle savaş olmaz. Öyle bir savaşın hukuku ve ölçüsü de olmaz. Saddam niçin savaşmadı? 10 bin, 20 bin Irak askeri ölseydi, ama savaşsaydı; kendi de savaşarak gitseydi. Ve bunun, barış’a temel olacak doğru dürüst sonuçları da o zaman var olurdu… Evleri mevzi haline getirme haberleri çıkıyordu. Öyle savaş olmazdı ve blöf olduğu belliydi. Savaşacak adam, cepheyi Bağdat’ın dışında kurardı ve Bağdat’ın dışında kıyamet kopardı. Savaş böyle olur. Ve öyle bir savaşın barışı da olurdu.

Büyük Taarruz öncesinde Mustafa Kemal, Fethi Okyar’ı Avrupa’ya gönderiyor. Düşünebiliyor musunuz; cephe şartlarında diplomasi! Fethi Okyar gidecek ve Yunan’ın çekilmesini sağlayıcı bir barış için son teklifimizi iletecek. Niçindi bu? Kabul edilmeyeceği belliydi. Çünkü az sonra bir kıyamet kopacak, ve bunun sorumluluğu onların üzerine tescil edilmiş olacak. Son görevimizi de yapmış olacağız, tarihin ve insanlığın önünde… Fethi Okyar bunun için gönderiliyor… Ve Ankara’nın boşaltılması görüşülüyor. Ankaralılara “çoluk çocuk sokağa çıkıp, tencereyle tavayla saldırın Yunan gelirse” denilmiyor. Öyle savaş olmaz… Osmanlı tarihinin felâketli bölümü üç cümleliktir: “Asker çekildi, devlet çekildi, siviller de çekildi.” Koskoca Rumeli’yi böyle bıraktık… Halk dirensin, çoluk çocuk dirensin, yapılaşalım. Öyle yapmayız. Öyle yapmadığımız halde dünyanın en acıklı katliamlarına maruz kaldık… Öyle yapsaydık, Anadolu’da bile tutunamazdık.

* * *

Çağ değişti, savaşın da barışın da bazı şartları değişti. Fakat değişmeyen özellikleri de var, hâlâ var hep var olacak.

Filistinliler, askerlerin iadesi konusunda bir “kart kredisi” vermeliydi. Vermediler. Türkiye diyebilmeliydi ki; “Ben askerlerin iadesini, bastırarak sağlamaya çalışacağım. Siz de ateş-kes sözü verin.” Bize bu imkanı vermediler. İsrail’de Amerika’da “Türkiye’nin onların nezdinde tarihsel köklere dayanan bir itibarı vardır. Biz de destek olursak onları olumlu doğrultuda yönlendirebilirler.” kanaati oluşmalıydı. Hiçbir zaman oluşmadı, oluşması için gereken basiret gösterilmedi. Türkiye şimdi “orantısız savaş” itirazıyla bir tepki ortaya koyuyor. Bu aslen sportif bir tabirdir. “Faul yapmadan sert girebilirsin ama; zarar verici niteliği olabilecek tarzda ve kontrol edemeyeceğin biçimde sert girersen, zahiren faul yapmadan da sakatlığa yol açabilirsin. Bu da yasaktır.” Anlamına gelir o söz. Savaşla ne ilgisi var? Savaş bir oyun değil ki, “zarar vericilik” kıstası geçerli olabilsin. Savaş zaten zarar vermektir. “Zarar vermeden sürdürülebilirliği sağlamak” sportif oyunların kuralıdır. Şunu unutmayalım, Türkiye bir sivil toplum örgütü değildir.

… “Türkiye’siz barış olmaz” deyişim, Türkiye’nin ağırlıklı bir rol üstlenmesini sağlayıp kabullenme esasını ifade eder. “Türkiye uzaktan, yakın konuşmalarla bizi desteklesin” talebinin, bununla ilgili sivil söylem gösterilerinin; kıymet-i harbiyesi de yoktur, kıymet-i musalahası da. Gerçekçi olmak yanlış anlaşılıyor; gerçeği görmekten yana olun. Ayağınız yere bassın. İrtifa kabiliyetiniz ne olursa olsun, “aklî” konularda ayağınız yere bassın. (Sabır, temkin, basiret, itidal, şuur)

… Kendi hatamızı görmezsek, görüş mesafemiz çok kısıtlanır. Böyle konularda aykırı gibi görünen şeyler söylemek kahredici bir şeydir. Lakin samimiyetine ve değerine, “kalbinizle akledin” işaretinin ışığında eğilmek de bir görevdir.
Ahmet Selim


21-08-2006 21:37 | cevapla | Şikayet Et!
offline Dert Ortağı
Moderatör
Mesajlar: 14992

66817


Su'ya müzik dinletmişler işte sonuç!

Resmin Orjinal Halini Görmek İçin Tıklayın!

Resmin Orjinal Halini Görmek İçin Tıklayın!

Resmin Orjinal Halini Görmek İçin Tıklayın!

Resmin Orjinal Halini Görmek İçin Tıklayın!

Resmin Orjinal Halini Görmek İçin Tıklayın!

Resmin Orjinal Halini Görmek İçin Tıklayın!

Resmin Orjinal Halini Görmek İçin Tıklayın!

Resmin Orjinal Halini Görmek İçin Tıklayın!

Resmin Orjinal Halini Görmek İçin Tıklayın!


21-08-2006 21:45 | cevapla | Şikayet Et!
offline Dert Ortağı
Moderatör
Mesajlar: 14992

66817
Mükemmel ilüzyon gösterisi




21-08-2006 21:49 | cevapla | Şikayet Et!
offline Dert Ortağı
Moderatör
Mesajlar: 14992

66817
Çin işkencesi
Çin İşgencesi... Bu Cinlilerin en buyuk suclarda 1920 lı yıllara kadar uyguladıgı ıskencesıdır
Iskence su sekılde(Hatta ıskence yanlıs bu adamların cezası) yapılıyor:
Cezalandırma 3 gun suruyor...
Suclu toplam 1000 kere kucuk parcalar halınde kesılıcek(gunde 350 cıvarı)Eger suclu cezası dolmadan olurse gerı kalan sayı 1000 e ulasana kadar kesılmeye devam edılıcek.....
Kesımde kullanılan bıldıgımız pıde ,borek kesmede kullanılan kasatura seklındekı bıcaklar..... Kesıkler ılk once buyuk kaslarda(Gogus,bacak vb..)baslıyor ve daha kucuk kasların oldugu bolgeleden sonra genıtal bolgeler ve ıc organlara kadar devam edıyor.... Isın en ıgrenc tarafı ıskence devam ederken sucluya her saat bası uyusmasını saglayan ıcı uyusturucu dolu olan buyuk bır kabda sıvı ıcırtıyorlar boylece resımdede fark edecegınız gıbı kısının canı yanmıyor hatta yuzunde gulumseme benzerı bır ıfade olusuyor.......
Not:Resim vahşet içerdiği için yönetim tarafından silinmiştir.

21-08-2006 21:57 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

ilizyon gösterisi DEHŞETTTTTTTTTTTT

21-08-2006 22:13 | cevapla | Şikayet Et!
offline Dert Ortağı
Moderatör
Mesajlar: 14992

66817
Birde Bunu Seyredin ozaman


21-08-2006 22:16 | cevapla | Şikayet Et!
offline Dert Ortağı
Moderatör
Mesajlar: 14992

66817
Kenya'nın olağan(!) cezalandırma yöntemi !

Bu resimde garip olan nedir? diyeceksiniz...


Açıklayım :
Lastiğin içi benzinle doldurulup ateşe veriliyormuş. İçindeki adamın vay haline!
Bu cezalandırma yöntemi, Nijerya'da olağanmış(!)







21-08-2006 22:20 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

dediğini yaptın demek.. düşlerde bir mekanım vardı.. sanırım bulunmaktan keyif alacağım bir alan daha oldu.. keyifle ve heyecanla hayatın gerçeklerini takip edeceğim.. belki katkılarımda olur.. emeğine sağlık arkadaşım..

21-08-2006 22:26 | cevapla | Şikayet Et!
offline Dert Ortağı
Moderatör
Mesajlar: 14992

66817
bbb

21-08-2006 22:30 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek için üye olmanız gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: 1, 2, 3 ... 1122, 1123, 1124  Sonraki

Yardim Hızlı arama bölümü, en son yaptığınız normal aramanızı kaydeder ve her seferinde tekrar aynı seçenekleri seçmeden hızlı bir şekilde arama yapmanıza yardımcı olur.


Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim