Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 21
Ana Sayfa >> Nostalji >> Sanat >> tiyatro diksiyon tiyatro tarihi konusunda sanal ortamda bilgi alış verişinde bulunmak isteyen arkada
Sayfalar: 1, 2, 3  Sonraki
Yazar tiyatro diksiyon tiyatro tarihi konusunda sanal ortamda bilgi alış verişinde bulunmak isteyen arkada
pantolonlubulut
Mesajlar: 54

tiyatro diksiyon tiyatro tarihi konusunda sanal ortamda bilgi alış verişinde bulunmak isteyen arkadaşlarımı yönlendirebilir elimdeki kaynakları paylaşabilirim.....

27-06-2005 13:13
pantolonlubulut
Mesajlar: 54

1 tiyatro tarihine başlangıç
<BR>TİYATRO
<BR>Bir öyküyü, sahne olarak ayrılmış bir yerde, oyuncuların söz ve hareketleriyle canlandırma sanatı.
<BR>Tiyatro sözcüğü Yunanca'da "seyirlik yeri" anlamına gelen theatron'dan türetilmiş, dilimize İtalyanca'daki teatro sözcüğünden geçmiştir. Günümüzde modern bir tiyatro binası başlıca üç bölümden oluşur.
<BR>1 - İzleyicilerin oturarak oyunu izlediği oditoryum;
<BR>2 - Oyunun sergilendiği sahne;
<BR>3 - Sahnenin iki kenarında ve arkasında, çeşitli dekor ve gereçlerin bulunduğu sahne arkası yada kulis.
<BR>TİYATRONUN KÖKENİ
<BR>Tiyatro da başka sanatlar gibi dinsel törenlerden doğmuş, sonra dinden bağımsızlaşarak sanatlaşmıştır. Kökeninde, ilkel insanın doğa olaylarını kendi bedensel hareketleriyle simgesel olarak temsil etme çabaları yatar. Avrupa'da Üst Paleolitik Çağdan (İ.Ö 40-10 bin yıl önce) kalma mağara resimlerinde, ellerine ve yüzlerine hayvan postları geçirmiş insanların ritmik hareketler yaptığı görülmektedir. Bunlar, maske ve köstüm kullanımının, dolayısıyla tiyatronun ilk örneği sayılır. Maske, kişinin kendi kimliğinin aşarak başka kimlikleri ve daha genel varlık biçimlerini temsil etmesinin en etkin yollarından biridir.
<BR>İlkel toplulukların animist inançlarına göre, yinelenen doğal olayların ruhları, kişilikleri vardı; bu kişiler, sonradan tapınma nesnelerine, tanrılara dönüştü.
<BR>İnsanlar, belli zamanlarda yapılan törenlerde bu tanrıları temsil eden maskelere bürünerek kendi yaşamlarını etkileyen doğa olayları üzerinde denetim kurmaya çalıştılar. Yağmur yağdırmak ya da avda başarılı olmak için yapılan törenler danslar, Kurallı oyunun ilk örneğiydi. Eski inançların hemen hepsi görülen "ölme ve yeniden dirilme" teması da, insanlara verdiği kılık değiştirme ve kişileştirme olanaklarıyla, tiyatronun çıkış noktalarından biriydi. Mevsimlerin dönüşü, kışın bahara dönüşmesi gibi yinelenen doğa olayları, eski yılı temsil eden kralın yeni yılın kralın karşısında yenik düştüğü bir törensel boğuşmayla temsil ediliyordu.
<BR>Başlangıçta canlı insanların kurban edildiği bu boğuşma ve ölümler zamanla simgeleşti, iki ayrı gücün çatışması da yerini tek bir gücün ölüm ve yeniden dirilme törenine bıraktı.
<BR>Bazı başka kuramlara göre ise tiyatronun kaynağı şamanist inançlardır. Şamanist törenlerin özelliği, izleyici ya da katılımcılara, tanrısal gücün simgesi yerine kendisini göstermesiydi. Bu törenlerde belirli kurallara uygun davranışlarla kendinden geçen şaman, öte dünya ile bu dünya arasında bir aracı rolü üstlenmektedir.
<BR>Tiyatro, bugün de kökenindeki bu iki eğilimin izlerini taşır, bu iki eğilim arasındaki gerilimden güç alır: Bir yanda doğa güçlerini simgesel olarak canlandırma, temsil etme işlevi; öte yanda, doğaüstü güçlerin görünmesine aracılık etme işlevi.
<BR>Doğaya öykünme kuramına göre, tiyatronun en önemli öğesi kılık değiştirmedir.
<BR>

27-06-2005 13:26
pantolonlubulut
Mesajlar: 54

tiyatro sözlüğü
<BR>Acıklı Komedya :Fransa'da, burjuva tragedyası ile burjuva oyununa geçiş şekli olarak, komik öğe de eklenerek ortaya çıkan bir burjuva oyun türüdür.
<BR>Acıklı Oyun : Aydınlanma dönemi tiyatrosunda, traji-komedyası ve Alman Burjuva Tiyatrosuna denir. Acıklı oyunlarda, önce aşılması güç bir durum vardır, sonra kötüler cezalandırılır ve iyiler mükafatlandırılır, oyun burjuva erdem ve fedakarlık anlayışının zaferiyle son bulur.
<BR>Agon: Yarışma , karşıt düşüncelerin çatışması şeklinde süren bölüm
<BR>
<BR>Açık Hava Tiyatrosu : Açık Hava Tiyatroları ilk kez, yapı olarak kendine özgü bir mimari üslup kazanmasıyla, antik Yunan'da görülür. Geniş anlamda açık hava oyunlarının oynandığı sahnelerdir.
<BR> Aksesuar : Sahne dekoru ve kostümünün yanı sıra, oyuncuların sahnede kullandığı eşyalara denir.
<BR>Aksiyon : Oyunun kendinden hareketlilik tarzı, bütünsel yapısını oluşturan hareketlilik sürecidir. Aksiyon, oyundaki değişmeleri ve çatışmaları belirler, bunların neden ve sonuçlarını oluşturur.
<BR>Aksiyon Oyunu : Aksiyonun karaktere bağımlı olduğu karakter oyunlarına karşıt; oyundaki kişilerin istem, davranış ve bilinçlerinden bağımsız şekilde ve daha çok olaylarla gelişen oyunlardır. Bu oyunlar nesnel ve tarihsel özellikler taşır.
<BR>Akustik : Tiyatro içinde sesin dağılışı ve dağılış ölçüsüdür. Akustik, ilk tiyatrolar olan açık hava tiyatrolarındaki, oyuncuların sesini geniş izleyici kitlesine duyurabilme ihtiyacından doğmuştur.
<BR>Alan Tiyatrosu : Alan tiyatroları seyirci ve sahnenin iç içe kaynaştırılması kaygısından doğmuştur. Üç ya da dört yanı seyircilerin oturma yerleriyle çevrili olduğu tiyatro yapısıdır. Amfi tiyatrolar ve Antik Roma tiyatroları bu türün ilk örnekleridir.
<BR>Alegori: Bir düşünce, ahlak kategorisinin kişileştirme yoluyla oynanması
<BR>Amfi tiyatro :Genellikle çember ya da yumurta şeklinde bir oyun yerinin olduğu ve çevresinde basamaklar halinde oturma yerlerinin yükseldiği açık hava yapısıdır.
<BR>

27-06-2005 13:29
@RGUN
Mesajlar: 102


15-12-2005 10:21
Aksikeman (Fotoğra
Mesajlar: 329

pantolonlu bulut. hem tebrik hem teşekkür ederim.
<BR>sadece emeğin için...

30-12-2005 15:16
girljedi
Mesajlar: 125

bende oyuncu olmayı çok istiyorumama şu ada turzim lisesinde son sınıf okuyorum çok zıt değil mi?bunun içinde londra ya gitmeyi çok istiyorum.Aranızda londraya giden hiç var mı?orda 2-3 sene kalıp öğrenim görmek için ne kadar para harcamamız gerekiyor?

16-01-2006 17:47
selim
Mesajlar: 5

ellerine sağlık...bu ülkede inadına tiyatro

06-02-2006 03:29
Yabancı..

Bilgiler için teşekkürler ...

24-02-2006 19:26
Yabancı..

arkadaşım ben tiyatroya ilgi duyuyorum ve önümüzdeki sene de üniversitedeki bir gruba katılmayı düşünüyorum. buradan ne kadar şey öğrenilebilir ki ama paylaşımın için teşekkürler. tebrik ediyorum seni...

25-02-2006 10:26
pantolonlubulut
Mesajlar: 54

oyun çalışması için tiradlar
<BR>Oyunu Adı: Yangın Yerinde Orkideler
<BR>Yazan: Memet Baydur
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>NURİ – Bir kere Zonguldak'a gitmiştim, yıllarca önce... Karanlıktı abicim... (Sessizlik.) Kömür madenlerinde çalışıyordum o zamanlar... Grizu patlar, herkes ölür, geriye kalanlar çalışmaya devam eder, yine grizu patlar, yine herkes ölür... geriye kalanlar çalışmaya devam eder... Ama bir gün geldi ki.. kravatın icadını açıkladım abicim. Kravat abicim.. boyunbağı.. hani "kravatsız girlmez" derler ya.. işte oradaki kravat.. (Bir elinde tabanca, öbüründe Dom Perignon) Madendeydik abicim.. ineli on saat olmuştu... Hepimiz öksürüyorduk... Birisi başlıyordu kısa bir öksürük solosu geçmeye.. derken bir diğeri katılıyordu.. derken bir üçüncü, dördüncü derken onlarca, yüzlerce, binlerce insan öksürmeye başlıyordu... Senfoni gibi! Feci bir durum abicim.. bildiğin gibi değil.. orada.. o gün aklıma geldi abicim... Kravat abicim.. boyunbağının icadını icat ettim orada, yerin yedi kat dibinde... Şöyle dedim kendi kendime: Uygar insan öksürmez. Doğrudur ha, kaç yüz kere gözlemiştim, o herifler hiç öksürmüyordu.. karıları da öksürmüyordu, çocukları da... Çünkü uygardılar... Neden uygardılar abicim ve biz neden uygar değildik ve ha babam öksürüyorduk? Ha? Sorarım size ulan dedim kendime içimden bağırarak! Biz neden öksürüyorduk durup dururken?! Dokuzuncu koridorda bir patlama oldu abicim.. ben bunları düşünürken... Bütün galeri çökmüş.. ertesi gün öğrendim... 44 ölü.. yaralı filan yok.. zaten o meslekte ya ölürsün.. ya da yaşarsın.. ikisini de öksürerek yaparsın ama.. ama.. neden, neden, neden öksürüyorduk acaba? (Sessizlik.) Uygar değildik. Neden uygar değildik? Kravat takmıyorduk çünkü! (Sessizlik.) Anlaman gerekiyor abicim, kravatlar öksürmez. Bak anlatayım sana! Yıllarca.. yüzyıllarca önce.. kravatın icadından epey önce.. kömüre ihtiyaç duyan bazı insanlar.. bazı ince insanlar, boğazlarına kömür tozu kaçmasın diye boyunlarına bez parçaları bağlamaya başladılar! Basit bir eylemdi bu ama koskoca bir tekstil, mensucat sanayi doğdu bu gereksinimden! (Sessizlik.) Bez parçaları pahalıydı.. yerin yedi kat dibinde kendi ciğerini tükürmek ucuzdu.. dolayısıyla herkes boynuna dolayamıyordu şu medeniyet yularını! Kravat takabilenler.. yeryüzüne çıktılar.. takamayanlar.. yeraltında kaldılar... O gün orada bunu açıkladım herkese... Kravat, kömür tozları boğazınıza kaçmasın diye icat edilmiş ve son derece uygar bir alettir. İşime son verdiler abicim. Ben de buraya döndüm... Yine... Kravatın İcadı ve Muhtelif Kullanılışı diye bir kitap yazdım. Yazmak istedim yani... Heh heh heh.. kağıt kalem zor bulunuyor buralarda.. kravat gibi namussuzum! (Sessizlik.) İşte böyle! (Sessizlik. Birbirlerine bakarlar bir an. Sonra Nuri önüne bakar hüzünlü.) Kravat.. kömür madenlerinde icat edilmiştir.
<BR>

03-03-2006 10:31
Sayfalar: 1, 2, 3

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim