Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 5
Ana Sayfa >> Nostalji >> Sağlık ve bakım >> Bahar geldi alerjiler depresti...
Yazar Bahar geldi alerjiler depresti...
Yabancı..

Muhakkak her insanin bi alerjisi vardir.Belki ortaya cikmaz ya da kisa bi sure "yuzunu gosterip" bi daha asla insani rahatsiz etmez.
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>İlkbaharın ilk günleri ile birlikte;
<BR>
<BR>Bitmek bilmeyen hapşırma nöbetleriniz oluyorsa,
<BR>
<BR>Burun akıntınıza mendil yetiştiremiyorsanız,
<BR>
<BR>Burnunuz, boğazınız, kulaklarınız, gözleriniz sürekli kaşınıyorsa,
<BR>
<BR>Gözleriniz kızarıyor ve gözyaşlarınız dinmiyorsa,
<BR>
<BR>Bazen göğsünüz daralıyor, hırıltınız oluyorsa,
<BR>
<BR>Öksürüğünüze çare bulunamıyorsa,
<BR>
<BR>Ve bu şikayetler her sene aynı zamanlarda tekrarlıyorsa,
<BR>
<BR>Bu yazıyı okumanızda fayda var...
<BR>
<BR>Polen Nedir?
<BR>
<BR>Polen (çiçek tozu), bitkilerin genetik bilgilerini taşıyan erkek üreme tanecikleridir. Mikroskopik, yani çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük yapılardır.
<BR>
<BR>Allerji gelişimi açısından önemli olanlar, rüzgarla taşınabilecek kadar küçük, yani ortalama 20-60 mikron boyutlarındaki polenlerdir. Renkli, kokulu ve gösterişli bitkilerin polenleri ise daha büyük boyuttadır (ortalama 100 mikron) ve allerji açısından çok önemli değildir.
<BR>
<BR>Allerjenik polenler havada uzun süre kalabilir ve rüzgarla çok uzak mesafelere taşınabilir, evlerimizin içine kadar girebilirler.
<BR>Polenler, ağaç polenleri, çayır polenleri ve yabani ot polenleri olmak üzere genel olarak üçe ayrılır. Bu polenlerin bahar mevsimi içinde belli bir dağılımları vardır:
<BR>
<BR>(İklim ve coğrafi bölgeye göre az çok değişkenlik göstermekle birlikte) ilkbaharın erken dönemlerinde ortaya çıkan allerjik nezle genellikle ağaç polenlerine bağlıdır.
<BR>
<BR>Hastanın çayır poleni allerjisi varsa şikayetler genellikle ilkbaharın son aylarında ve yaz başında ortaya çıkmaktadır. Yabani ot polenleri ise yaz ortasından başlayıp sonbahara kadar allerji şikayetlerine neden olmaktadır.
<BR> Atmosferdeki polen yoğunluğu gün içinde değişiklikler gösterir.
<BR>
<BR>Polenler genellikle günün erken saatlerinde (saat 04.00-08.00 arası) atmosfere yayılırlar. İlerleyen saatlerde havadaki polenler yavaş yavaş azalır. Bu nedenle, polen allerjisi olan hastaların şikayetleri sabah saatlerinde daha belirgindir.
<BR>
<BR>Meteorolojik şartlar da önemlidir. Yağmur, polenlerin hem sayısı, hem antijenik gücünü artırır. Yağmur sonrası gelen açık ve güneşli hava, polen taşıyan keseciklerin açılıp içindekilerinin atmosfere yayılmasını sağlar. Sis ise havadaki polenlerin yayılmasını önler.
<BR>
<BR>
<BR> Allerjik nezle astıma neden olur mu?
<BR>
<BR>Allerjik nezle hastalarının yaklaşık yarısında allerjik astım şikayetleri de vardır. Hatta astım şikayetleri çok belirgin olmasa bile, hastaların önemli bir kısmında akciğer hava yollarında, allerjenlere ve irritan maddelere karşı aşırı cevaplılık vardır. Allerjik nezlenin tedavi edilmesi, astım şikayetlerinin gelişmesini önleyebilmektedir.

17-06-2006 16:01
ceza.fan
Mesajlar: 2703

ay benimde toza karşı alerjim war..tozlu yerlerde hapşırıp duruyorum.bu bilgileri bizle paylaştığın için sağol

17-06-2006 16:11
Yabancı..

BiLgiN demiş ki; ay benimde toza karşı alerjim war..tozlu yerlerde hapşırıp duruyorum.bu bilgileri bizle paylaştığın için sağol

<BR>
<BR>
<BR>Ev Tozu Akarlari (Mite)
<BR>
<BR> En önemli ev içi allerjendir. Çevre koşullarına dayanıklı, sıcak ve nemli ortamlarda kolaylıkla çoğalabilen, ev tozu içinde yaşayan gözle görülemeyen canlılardır. Akarların vücut proteinleri ve dışkıları allerjenik özelliktedir.
<BR>
<BR>Akar allerjenleri özellikle halı, yastık, yatak ve benzeri gibi üzerinde toz tutan ev eşyalarında yüksek oranda bulunmaktadır. Bu allerjenlerin solunum yolu ile vücuda girmesi, allerjik kişilerde şikayetlerin başlamasına neden olmaktadır.
<BR>
<BR>Akarlar insan deri döküntüleri ile beslenir. Akarlar insanları ısırmaz, hastalık bulaştırma ve taşınmasına neden olmaz ve genellikle insanların üzerinde barınmazlar. Sadece akarlara karşı allerjisi olan kişilerde sorun oluşturan canlılardır.
<BR>
<BR>Haşare ilaçları akarları öldürmez. Klasik ev temizlik yöntemleri bu canlıları ve allerjenlerini evlerden tam olarak uzaklaştıramaz.
<BR>Kısaca herkesin evinde doğal olarak bulunan canlılardır.
<BR> AKARLARDAN KORUNMA
<BR>
<BR>Akarların neden olduğu allerjik şikayetleri gidermenin EN ETKİLİ YOLU akar allerjenlerine temasın önlenmesidir.
<BR>Akarların evden tamamen temizlenmesi zordur. Ancak alınacak birkaç BASİT fakat ETKİLİ önlemlerle akarlara maruziyet önemli düzeyde azaltılabilir.
<BR>

18-06-2006 14:20
Yabancı..

Yatak odasında;
<BR>
<BR>İnsanların günde ortalama 8 saat uyudukları kabul edilirse; akar allerjisi olan bir hastanın, ömrünün yaklaşık üçte birini bol miktarda akar allerjeni barındıran bir yastık ve yatak üzerinde geçirdiği söylenebilir. Evdeki diğer odalara oranla, yatak odasının en fazla akar barındıran oda olduğundan, akarlarla mücadele yöntemleri özellikle yatak odalarında yoğunlaştırılmalıdır.
<BR>
<BR>Akar allerjenleri kumaşların gözeneklerinden geçebilmektedir. Akar allerjisi olanlar anti-allerjik yatak takımları kullanabilir. Özel maddelerden üretilmiş ve akar allerjenlerini geçirmeyen bu yatak takımları, akar temasını yaklaşık %90 oranında azaltmaktadır.
<BR>Hazır anti-allerjik yatak takımlarına alternatif olarak, yastık ve yatağın naylon kılıflarla kaplandıktan sonra yatak takımlarının üzerine geçirilmesi de ucuz ve etkili bir yöntemdir.
<BR> Kadife gibi kalın kumaşlardan yapılmış yatak örtüleri akarların barınma ve üremeleri için uygun bir ortam sağlar. Yatak odalarında bu tür malzemeler kullanılmamalıdır. Yıkanabilir battaniye ve yatak örtüleri tercih edilmelidir.
<BR> Yastık kılıfı, çarşaf ve nevresimler her hafta yüksek ısıda yıkanmalıdır. 55 ºC üzerindeki ısılarda yıkamak hem allerjeni uzaklaştırır, hem de akarları öldürür. Giysiler daima elbise dolabında muhafaza edilmeli ve elbise dolabının kapakları kapalı tutulmalıdır.
<BR>
<BR>
<BR>Halılar akarlar için en uygun barınma ve çoğalma ortamıdır. Yatak odasındaki HALI MUTLAKA KALDIRILMALIDIR. Daha az toz tutan, daha kolay temizlenebilen ve yıkanabilen, kilim türü yer örtüleri kullanılmalıdır. Vinil ya da linoleum (muşamba benzeri) gibi üzerinde toz tutmayan yer döşemeleri de tercih edilebilir.
<BR>
<BR>İçi doldurulmuş oyuncaklar da önemli birer akar barınağıdır. Özellikle çocuk odalarından bu tür oyuncaklar uzaklaştırılmalıdır.
<BR>
<BR>Kısaca yatak odaları toz tutan her türlü eşyadan arındırılmalıdır.

18-06-2006 14:25
Yabancı..

Evdeki diğer odalarda;
<BR>
<BR>Diğer odalar da, elektrikli süpürge ve ıslak bezlerle düzenli olarak temizlenmelidir.
<BR>Elektrikli süpürgelerin bir kısmı, tahliye havasıyla akar allerjenlerinin odaya dağılmasına neden olmaktadır. Bu yüzden hasta temizlik sırasında ortamda bulunmamalıdır.
<BR>
<BR>Ancak bu mümkün değil ise, hastalar temizlik yaparken filtre özelliği yüksek özel maskeler kullanmalıdır.
<BR>
<BR>Vakumladığı havadaki allerjik parçacıkların ortam havasına karışmasını önleyen sulu sistem elektrikli süpürgeler tercih edilebilir.
<BR>
<BR>Halı yıkama makineleri halıda nem oranını artırmakta ve akar üremesi için daha uygun şartlar oluşturmaktadır. Bu nedenle halı yıkama makineleri önerilmemektedir.
<BR>
<BR>Kumaş yerine vinleks veya deri kaplı, toz tutma oranı düşük ve kolay temizlenebilir mobilyalar tercih edilmelidir.
<BR>
<BR>Kitaplar ve biblolar en fazla toz toplayan ev eşyaları olduğundan, açık raflar yerine kapaklı kitaplıklarda muhafaza edilmesi uygundur.
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>Akar öldürücü kimyasal maddelerin (akarisit) kullanımı;
<BR>
<BR>Akarasitlerin allerjen azaltmadaki rolü bilinmekle birlikte halı ve mobilya üzerindeki etkileri net değildir. Halı ve mobilya üzerine yılda iki kez benzil benzoat toz halinde, hafif nemli olarak serpilmelidir. Allerjen seviyesi iki ay sonra tekrar yükseldiğinden 2-3 aylık periyotlar halinde halılar temizlenmelidir. Kimyasal akar temizliğinde esas problem mitelerin halı ve mobilya döşemelerinin derin kısımlarına saklanması daha sonra da tekrar kolonize olmasıdır.
<BR>
<BR>Yatak odasından halının kaldırılamadığı durumlarda bu kimyasal maddelerin kullanılması önerilebilir. Ancak hiçbir önlem halıyı kaldırmanın yerini alamaz.

18-06-2006 14:26
Yabancı..

Güneş ışınlarının insanlar üzerinde ruhsal ve fiziksel açıdan oldukça faydalı olduğunun ispatlandığını belirten uzmanlar, bu yüzden yaz döneminin parlak ve sıcak günlerinden sonra sonbahar mevsiminde birçok insanın depresyon tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.

Kadınların erkeklere oranla 4 kat daha fazla mevsimsel depresyon yaşadığını belirten uzmanlar, insanların, genellikle sonbahar aylarında enerjisinin tükendiğini hissettiğini, kendine olan güven duygusunun azaldığını, fiziksel ve ruhsal açıdan çöküntü yaşadığı düşüncesine kapıldığı belirterek, "Yapılan araştırmalar farklı kentlerde, farklı iklimlerde yaşayan milyonlarca insanın mevsimsel depresyon geçirdiğini gösteriyor. Yaz ayları hepimize tatil sevincini, güneşli günlerin varlığını hatırlatır ve ilkbahar aylarında yazın gelmesini dört gözle bekleriz. Tartışmasız güneş ışınları insanlar üzerinde fiziksel ve ruhsal açıdan oldukça faydalı. Insanların yaz aylarındaki olaylara yaklaşımı, kendine duyduğu güven hissi, sorunları çözmedeki rahatlığı, farklı yerlerde gezmek isteği, ve az uyku uyuması; sonbahar ve kış aylarında kendini yağmurlu ve güneşsiz günlerle başlayan mutsuzluk hissi, iç sıkıntısı, yorgunluk hissi bir süre sonra uyku hali ve bitkinliğe dönüşüyor" şeklinde bilgi verdi.

Mevsimsel depresyonun aslında sırf insanlara özgü bir olay olmadığını, doğadaki tüm canlıların kendini yeni mevsime hazırlarken geçirdiği bir durgunluk dönemi olduğunu anlatan uzmanlar, "Her canlının yaşadığı bu fiziksel ve ruhsal değişimi bazı hayvanlar kış uykusuna yatarak sona erdiriyor. Bunun sebebi bilim adamlarına göre çok açık. Mevsimsel duygulanım bozukluğunun sebebi güneş ışığının önemli ölçüde azalmasıdır. Bu hastalığın varlığını ilk kez 15 yıl önce Norman Rosenthal tarafından araştırıldı ve açıklandı" dedi.

Kadınların mevsimsel depresyona, erkeklerden 4 kat daha fazla girdiğini ve ekvatordan uzaklaştıkça da semptomların arttığını ifade eden uzmanlar, şunları söyledi:

"Havaların serinlemeye başlaması ile güneş ışınlarının giderek etkisinin azalması anksiyete, depresyon, panik atak gibi ruhsal problemlerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bunun sebebini de şu şekilde açıklayabiliriz; beynimizde bulunan fındık büyüklüğündeki epifiz bezi melatonin hormonu üretmekle görevlidir. Karanlık ortamlarda bu bez hormon üretimini artırır. Melatonin hormonu insanın fiziki hareketlerini yavaşlatan, uykulu ve bitkin yapan; ruh halini dingilleştiren yani ruhun nefes almasını sağlayan doğal bir sakinleştiricidir. Karanlıkta uykuya dalmamızın daha kolay oluşu bunun bir göstergesidir. Karanlıkta üretimi artan melatoninin vücudumuz üzerindeki en önemli etkisi canımızın sürekli tatlı yiyecekler istemesi ya da aşırı yemek yeme isteği. Kış aylarında belki de kilo almamızın nedenlerinden biri bu olabilir. Gözün ağ tabakasından epifiz bezine iletilen ışık ise melatoninin üretilmesini azaltıyor. Bu olay melatonin miktarını azalttığı için artışının aksine belirtiler başlıyor. Kişi neşelenip, aktifleşiyor. Kış aylarında güneş ışığının azalması, gecelerin uzun, gündüzlerin kısa olması ve doğal olarak melatoninin çok üretilmesi mevsimsel duygulanım bozukluğuna yol açıyor".

30-09-2006 13:25

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim