Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 40
Ana Sayfa >> Nostalji >> Paylaşım >> dünyanın en büyük aşkları....(sürekli olucak....)
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
Yazar dünyanın en büyük aşkları....(sürekli olucak....)
Yabancı..

1_ETHEL_JULİUS ROSENBERG...

Ethel Rosenberg 28 Eylül 1915'te, ABD'nin en yoksul semtlerinden birinde, Manhattan'ın Lower East Side semtinde doğar. Burası doğudan gelen Yahudi göçmenlerin semtidir. Sağlık ve konut koşulları tam bir felakettir. Rusya göçmeni babası ve Avusturya göçmeni annesi, ikisi de ortodoks Yahudidir. Ethel ailenin en büyük çocuğudur, üç ya da iki (kaynaklarda bu konuda farklı veriler var) erkek kardeşi daha vardır, Samuel, Bernard ve David. Ethel yetenekli bir öğrenciydi ve liseye (highschool) devam edebildi. Öğrencilik dönemi boyunca iyi bir oyunculuk yeteneğine sahip olduğu görüldü. Kolej eğitimi almayı umuyordu, fakat 30'lu yıllardaki ağır ekonomik buhran ve anne-babasının yoksulluğu bunu imkânsız kıldı. Bir yandan iş ararken, bir amatör tiyatro grubuna girip şarkı söylemeye başladı.
Ethel iş bulamayınca, muhasebe ve sekreterlik kursuna kaydolur. Kursu bitirdikten sonra National Packing and Shipping Company'de yarım günlük bir iş bulur. Burada ilk kez komünist ve devrimci kadın ve erkek işçilerle karşılaşacaktır. Ekonomik krizin yolaçtığı müthiş yoksulluk, faşist eğilimlerin yaygınlaşmasına karşı direniş ve sosyalist Sovyetler Birliği'nin kazanımları, bu dönemde ABD'de komünist hareketi güçlendirir. ABD Komünist Partisi'nin 1930'da 7500 üyesi varken, bu sayı 1939'da yaklaşık 100 000'e çıkar.
Ethel, işinin yanı sıra şan dersleri alır ve şarkı yarışmalarına katılıp, bunların çoğunu kazanır.
Erwin Piscator'un proleter tiyatrosundan etkilenen "Lavanburg Players" adlı tiyatro grubunda sosyalist teori ve programlarla daha da çok uğraşır.
Ağustos 1936'da, onun çalıştığı işyeri de sermayeye karşı işçi mücadelelerine sahne olur. Bir yılı aşkın süredir sendika üyesi olan Ethel, grev komitesine seçilir. Talepler haftada 35 saatlik çalışma, haftada beş iş günü ve altı gün yıllık tatildir. Kapitalistler mücadeleyi kırmak için her yola başvurur. Grev kırıcılar işe alınır. Grev komitesi kadın işçilerle bir direniş eylemi planlayıp uygular. Aralarında Ethel'in de olduğu kadın işçiler, mal getiren ve götüren arabaları engellemek için yola yatarlar.
Grev komitesi üyeleri, bir oturumdan sonra evlerine dönerken demir çubuklarla silahlanmış saldırganların baskınına uğrar. Grev bir uzlaşmayla sona erer. Ethel, grevin elebaşlarından biri olarak firmada her türlü baskının hedefi haline gelir. Sonra da ihbarsız olarak ve tazminat verilmeksizin işine son verilir. Ethel işine son verilmesine karşı dava açar, firma onu yeniden işe almak zorunda kalır. Sanatsal yeteneğini, şarkı söylemeyi, sosyal ve siyasi angajmanıyla birleştirmeye başlar. Ohrbachs alışveriş mağazası önünde grev gözcüleri için, ayrıca Cumhuriyetçi İspanya lehine yapılan mitinglerde de şarkı söyler. 1936 noelinde Ethel ve Julius, Uluslararası Gemi Tayfaları Birliği'nin bir toplantısında birbirine aşık olurlar. 1939'da Yahudi göreneğine göre evlenirler. Ethel çalışmaya devam eder. Dostları Stella ve Marcus Pogarsky çifti ile birlikte dört odalı bir eve taşınırlar. Dördü de canlı bir siyasi yaşam içindedirler.
Ethel 1940'ta Komünist Partisi'nin bir seçim çağrısını imzalar; bu imza daha sonra onun davasında büyük bir öneme sahip olacaktır. FBI'ın uzun zamandır sürdürdüğü anti-komünist cadı avında salt bir imza için bile imzacılar hakkında dosya açılır. Tabii Ethel de dosyalanır! Dosyasına ikinci "mim", İstatistik Dairesi'ne sırf kızlık soyadıyla işyeri başvurusunda bulunduğu için konur. Evli kadınların o zamanlar bir iş bulma konusunda nerdeyse hiçbir şansı yoktur.
Ethel çok derin antifaşist yaklaşıma sahipti. Kırklı yıllarda, faşizmin saldırısına uğrayanları desteklemek için çeşitli komitelerde çalıştı. 1943'te ilk çocuğu, Michael doğdu, 1947'de de Robby.
1945'te Julius, Komünist Partisi'ne üyelikten dolayı işsiz kalır. Rosenberglerin maddi durumu dramatik bir şekilde kötüleşir. Ethel de iş bulamaz. Julius'un ailesinin yanında Ethel kendini çok emin ellerde ve mutlu hisseder. Kendi ailesiyle çok gevşek ve sadece örf ve âdetin gerektirdiği bir temas içindedir. Annesi zaten hiçbir zaman onunla yakından ilgilenmemiştir. Tüm gururu, iyice şımarttığı, küçük yaşta ufaktan ufaktan kriminal bir kariyer yapmaya başlayan oğlu David'dir. Ethel ev işleriyle ve çok ciddiye aldığı çocuklarının eğitimiyle uğraşır. Çocuklarıyla otoriter değil, dostluğa dayalı bir ilişki geliştirmeye çalışır. Bu, o zamanki koşullar için olağanüstü birşeydir. Michael'ın bazı psikolojik zorlukları vardır ve terapiye giderken annesi de ona eşlik eder.


* * * Julius * * *


Beş kardeşin en küçüğü Julius Rosenberg, 12 Mayıs 1918'de doğdu. Babası Harry ve annesi Sophie Çarlık Rusyasından göçmüşlerdi. Julius'un anne-babası da ortodoks Yahudilerdi ve çocuklarını da buna göre yetiştirdiler. Julius çok başarılı bir öğrenciydi ve New York City College'a devam edip, mühendislik bilimleri okudu. Üniversitede "Genç Komünistler Birliği" ile temasa geldi ve bu birliğe üye oldu. Avrupa'daki faşizm ve Yahudi takibatları onun siyasi çalışması üstünde güçlü bir etki ve ağırlığa sahip oldular. Bunun yanında ABD'deki güncel baskı ve sömürü de onun çok hassas adalet duygusuyla büyük bir karşıtlık içinde bulunuyordu.


"Bir gün Delancey Street'teki bir sokak toplantısında durup konuşmacıyı dinledim. Düzmece bir iddiayla hapse atılmış olan işçi lideri Tom Mooney'nin kurtarılması kampanyasından söz ediyordu. Konuşmacıdan satın aldığım, davanın ayrıntılarının anlatıldığı broşürü o gece okuyup bitirdim. Ertesi gün gidip, 50 cent bağışta bulundum. Ardından broşürleri dağıtmaya ve Mooney'nin mahkûm edilmesine karşı bir protesto mektubu için okul arkadaşlarımdan ve komşulardan imza toplamaya başladım."

İşte böyle anlatıyor Julius da siyasi bilinçlenmesinde rol oynayan pek çok olaydan birini (22 Aralık 1952 tarihli mektup).
Sanayi sendikasında örgütlü olan Julius, 1939'da Komünist Partisi üyesi olur ve kendi semtindeki bir seksiyonda çalışır. İlkönce özel bir firmada çalışma imkânı elde eder, sonra da kamu sektöründe. Cadı avcılarının komünistlere karşı ağlarını genişlettikleri zamandır. Julius 1941'de iki kez "sadakat testi"nden geçmek zorunda kalır. Komünist Partisi'ne üye olup olmadığını sorarlar, hayır, diye yanıt verir. Komünist avcılarının ana karargâhı FBI, 1945'te Komünist Partisi'ne üyelikten işine son verdirinceye kadar, ona bir türlü rahat vermez. O birçok kurbandan biriydi. Komünistlere ve ilerici insanlara karşı cadı avında 6000 FBI elemanı, 1800 Adalet Bakanlığı memuru, Amerikan silahlı kuvvetlerinin 22 000 güvenlik elemanı, 16 000 Maliye Bakanlığı memuru ve diğer hükümet kurumlarının 7000 güvenlik elemanı kullanılır. Binlerce kadın ve erkek yurttaş siyasi düşüncelerinden dolayı mahkûm olur, hapishaneye girmek ve işlerini yitirmek zorunda kalır ve iş bulamazlar. ABD Komünist Partisi Politbürosu'nun 12 üyesi tutuklanır, bunlardan 10'u 5 yıl ağır hapis ve yüksek para cezalarına çarptırılır. Ethel Rosenberg 1951'de hapishanede bu olayları şöyle değerlendirir

27-12-2006 12:32
Yabancı..

Komplo


"Korkunç gerçek şu ki, bizim davamız
ilerici insanları felç etmek için
bahane olarak kullanılıyor..."
(Julius Rosenberg)


Amerika 1950: Soğuk savaşın Amerikasıdır; komünist avcısı McCarthy'nin Amerikası, sosyalist Sovyetler Birliği'ne karşı kışkırtmaların Amerikası, Kore Savaşı'nın (1950-1953) Amerikası, aşırı silahlanma, ırkçılık, faşistleşme ve tüm çizgi boyunca gericiliğin Amerikasıdır.
ABD'nin sosyalist kampa karşı esas tehdit aracı, atom bombası tekelidir. 1945 Ağustos'unda ABD, Hiroşima ve Nagazaki'ye attığı atom bombalarıyla bu silahın korkunçluğunu göstermiştir. Atom bombası tekeli, dünya jandarması ABD'nin elinde Demokles'in kılıcıdır. Fakat Eylül 1949'da Sovyetler Birliği ilk atom bombası yeraltı denemesini yapınca, bu tekel kırılır ve bu baskı kılıcı Amerikan kurtlarının elinden alınır. Bu "teknolojik yenilgi"yi örtbas etmek ve soğuk savaşı daha da kızıştırmak için, büyük bir komplo kurmak gerekecektir. Sovyet atom araştırmalarının temeli, sosyalist bilginlerin başarıları değil, olsa olsa ancak casusluk ve ABD'deki araştırma sırlarının ele verilmesi olabilirdi! Fizikçi E. Gordon, ta 1946'da, Şikago atom bilginlerinin bülteninde şu uyarıda bulunmuştu: "Bazı kişiler, doğa yasalarının sadece bize ait olduğuna inanır gibi görünüyor. Başka ülkeler bir atom bombası yapar yapmaz, bu kişiler bilginlerimizi ihanetle suçlayacaktır, çünkü Amerikalıların yardımı olmadan başka bir ülkenin bombayı yapabileceğini onların aklı hayali almıyor." Başkanı Hoover ile birlikte FBI'ın sevk ve idaresi altında, McCarthy ve tüm devlet aygıtının en aktif desteğiyle, korkunç bir oyun sahnelenmeye başlar. ABD'nin canevinde bir Rus casusluk ağı olmalıydı. Bu yoksa bile yaratılmalı ve gösterilmeliydi.
Komplo kelimesi çoğunlukla çok enflasyonist bir şekilde kullanılıyor, ağırlığı ve gerçek içeriği boşaltılıyor. Fakat bu somut durumda, Rosenberglerin durumunda, sözkonusu olan, büyük çaplı ve baştan sona planlanmış bir komplodan başka birşey değildi.
FBI kendine üç şahit buldu, birkaç (bugünkü bakış açısından) komik suçlayıcı malzeme yaratıp Rosenbergler için ölüm kararı anlamına gelecek olan bir casusluk iddiası uydurdu. Esas şahit, Ethel Rosenberg'in kardeşi David Greenglass idi, bir başka satılık şahit ise, David'in karısı Ruth idi. David Greenglass, gençliğinde, ABD Komünist Partisi'nin Gençlik Örgütü üyesiydi. Askerlik hizmeti sırasında, atom bombasının gizlice üretildiği yer olan Los Alamos'ta işleme makineleri fabrikasında çalışmıştı. Terhis edilirken, uranyum ve bazı aletler çaldı... ve yakalandı. Böylece FBI'ın şantajlarına müthiş uygun bir duruma gelmişti. Onu casusluk zannıyla tutukladılar ve Harry Gold ile arasında bir ilişki uydurdular. Bu Harry Gold, iddia makamlarının "profesyonel baş şahidi" idi ve kendi kendini casusluktan suçlu ilan etmişti. İkisi Tombs cezaevinde yanyana iki hücreye kondular. 8 ay boyunca -daha sonra anlaşılacağı üzere- atom bombası yapımı üzerine kitaplar inceleyip, ifadelerinde neler söyleyecekleri hakkında anlaşma ve savcıyla birlikte Rosenbergler ve Julius'un üniversiteden arkadaşı Morton Sobell aleyhine iddianame uydurma olanağına sahip oldular. "Times"a göre, Rosenberg-Sobell davasındaki savcı İrving H. Saypol "önde gelen komünistlerin hukuki avcıları arasında bir numara" idi.
David Greenglass ve karısı, davada Rosenberglerle doğrudan ilişki içinde bulunan biricik şahitleri idi. Savcının gösterdiği şahitler arasında onlar dışında hiçbiri, Rosenberglerle hiçbir zaman doğrudan temasa gelmemişlerdi.


Yargılama ve Hüküm


"Bizi zindana attılar, fakat yüreğimizi ve ruhumuzu
hiçbir zaman zincire vuramayacaklar, ölüm dışında..."
(Julius Rosenberg)


Usta casus(!) Julius Rosenberg'i ve "itaatkâr karısı"nı çoktan peşinen mahkûm etmiş olan tüm birleşik kapitalist basının şiddetli saldırıları altında 8 Mart 1951'de başlayan, tüm dikkatleri üzerine çeken bir yargılama sonunda Ethel ve Julius Rosenberg ölüme mahkûm edildiler. Hâkim Kaufmann'ın gerekçeli kararı nefretin dilini, soğuk savaşın ve tam bir hukuksuzluğun dilini konuşuyor. Rosenberglerin sözümona suçu için elle tutulur tek bir kanıt yoktur. Daha kasıtlısı yapılamayacak bir biçimde yürütülen bir yargılamada, hukuk adına karar verecek olan hâkim, Julius'u peşinen komünist olarak damgalayıp jüriyi kışkırtır. Julius ve Ethel lehine sonuçlanan tüm sorgularda hâkim, yorumlarıyla soğuk savaşın siyasi-ideolojik değerlendirmesini geçerli kılar. Ek olarak yayınladığımız "Venona Dosyaları"nın da gösterdiği gibi, Rosenbergler aleyhine, Amerikan sermayesinin ve onun hükümetinin Sovyetler Birliği'nin atom bombasını geliştirmesinin "suçluları"nı ortaya sunma sonsuz güdüsü dışında hiçbir şey yoktur. Gerek savcılar ve gerekse hâkim Kaufmann ve daha sonraki davanın tüm yeniden görülme girişimlerindeki tüm diğer hâkimler gerçekte Washington tarafından yönlendirilmiştir. Şimdiye kadar yayınlanmasına izin verilen 200 000'den fazla sayfayı kapsayan FBI dosyaları, CIA notları, dava belgeleri ve kopyalar bunu açıkça kanıtlıyor. Aleyhte "esas kanıt", güya bombanın mekanizmasını gösteren çocuksu bir kroki idi. Amerikalı atom fizikçisi ve Nobel ödülü sahibi Prof. Urey'nin ABD Başkanına telgrafında bu konuda şöyle deniyor: "Rosenberglere karşı dava her türlü mantığa ve adalete aykırıdır... Greenglass gibi bir kişi, atom bombasının fiziğini, kimyasını ve matematiğini herhangi bir kimseye kesinlikle veremeyecek durumdadır."
29 Mart'ta Rosenbergler jüri tarafından "suçlu" bulundular ve 5 Nisan'da hâkim Kaufmann tarafından ölüme mahkûm edildiler. Morton Sobell "suç ortağı" olarak 30 yıl hapse mahkûm edildi. Aleyhte esas tanık olan David Greenglass 15 yıla mahkûm oldu, erken tahliye edildi ve kendisine yeni bir kimlik verildi. Casusluk faaliyetinde bulunduğunu ikrar eden karısı Ruth hakkında dava bile açılmadı.
Hâkim Kaufmann, davayı şu "teşekkürname" ile kapattı: "FBI ve Bay Hoover'a duyduğum saygının ne kadar büyük olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bu davada mükemmel bir çalışma sergilediler." Onyıllar sonra yayınlanacak olan belgeler tam da bunu acı bir şekilde tanıtladılar. Herşey baştan sona FBI ve devlet tarafından planlanmış, kotarılmış ve uygulanmıştı.
11 Nisan'da Ethel, idam edilinceye kadar bir daha terketmeyeceği Sing Sing cezaevinin idamlıklar kanadına kondu. Daha sonra Julius da buraya "nakledilecek"ti.
Bir anda "normal" yaşamlarından koparılıp alınan, zindana atılan (her biri için konulan 100 000 dolarlık kefaleti tabii ki bulamadılar) ve tam bir yalanlar ve iftiralar ağıyla karşı karşıya kalan Ethel ve Julius, bu davada masumiyetlerini kanıtlamak için muazzam bir güç gösterdiler. Sendika avukatı Emanuel "Manny" Bloch, bu konuda onların dostu ve avukatı haline geldi. Sonraki birkaç yılda tüm enerjisini ve çalışmasını Rosenberglerin savunmasına ayırdı.


"Kendimizi kanıtladığımızı düşünüyorum, çünkü, masum olmamıza rağmen vahşice mahkûm edildiğimiz caniyane bir yargılamadan cesurca çıktık. Bilgisi olmayan ya da duygusuz insanlar için, bizim direnme azmimizi kavramak çok zor. Tüm eğitimimiz, yaşamımızın tüm anlamı, bizim için özgürlük, kültür ve insan saygınlığı anlamına gelen Amerikan ve Yahudi mirasımızın gerçek bir kaynaşımına dayanır, ve bizi biz yapan işte budur. Bu tuhaf komplonun tüm pislikleri, yalanları ve iftiraları bizi korkutamaz, bilakis ancak teşvik edebilir, ta ki suçsuzluğumuz tamamen kanıtlanana kadar." (Julius, Ölüm Evinden Mektuplar, 10.4.1951)


Davaya, karara ve daha sonraki temyiz davalarının reddedilmesine damgasını vuran, sadece kudurgan anti-komünizm değildi. Ethel ve Julius'un çabucak kavradıkları gibi, anti-Semitizm de merkezi bir rol oynadı. Hâkim Kaufmann'ın kendisi de Yahudi olmasına rağmen (fakat anti-komünizmini pekçok kez kanıtlamıştı), jürinin tek bir üyesi bile Yahudi kökenli değildi. Bu güya nesnelliğe halel getirirdi! 16 Nisan 1952'de Julius şöyle yazıyor:


"Davanın etrafını saran anti-Semitizmle mücadele etmek gerektiği az rol oynamıyor. Burada şu olguyu düşünüyorum: Masum olduğumuz için, yasaya aykırı olmasına rağmen, bir bahaneyle mahkûm edilmemizde ısrar ediliyor ve şöyle deniyor: 'Bak, Yahudiler suçlu'."


Şubat 1953'te şu saptamayı yapıyor:


"Şimdi bunun, bu adalet cinayetini teşhir eden protesto dalgasını durdurmak için düşmanlarımızın ümitsizce yeni bir çabası olduğu açıktır... Elbette bu, komünist düşmanlığını ve anti-Semitizmi birbiriyle buluşturan şimdiki kışkırtma kampanyasına çok iyi uyuyor, ve şimdi Rosenbergleri de buna dahil ediyorlar."


Şantaj


"... içinde yaşayamayacağım ve ölemeyeceğim bir anıtkabir dikmek..."
(Ethel Rosenberg)


Julius ve Ethel, mahkûmiyetlerinden sonra da pes etmediler. Hukuku incelediler, yargılama usulü sorunlarında uzman haline geldiler ve avukatlarıyla birlikte sürekli yeni dava dilekçeleri hazırladılar. Amerikan yargıtayı, davanın yeniden incelenmesini tam beş kez reddetti! Yani yeni bir mahkeme daha yoktu ve daha yüksek hiçbir adli merci de kararı incelemiyordu. Çok sayıda usûl hatası en titiz bir şekilde kanıtlanmış olmasına, onları aklayan yeni kanıtlar sunulmasına rağmen, Amerikan adaleti, devletin sadık emireri olmaya devam etti.
İdam hukuken dört kez ertelendi. Bu gaddar oyuna 18 Haziran'a kadar devam edildi. İdamdan bir gün önce, bir hakimin idamın ertelenmesi kararı üzerine yine bir ümit ışığı doğdu, fakat bu karar bir başka mahkeme tarafından derhal iptal edildi.


27-12-2006 12:33
Yabancı..

ETHEL VE JULİUS ROSENBERGLERİN ÇOCUKLARINA MEKTUPLARI...


"tatlı, sevgili çocuklarım,
bu sabah yeniden, sanki tekrar birlikte olabilecekmişiz gibi göründü. fakat bu artık olamayacağına göre, tüm öğrendiklerimi size aktarmak en büyük arzum. ne yazık ki size sadece birkaç kelime yazabileceğim. geri kalanını size hayatınız öğretmeli, aynen bana benim hayatımın öğrettiği gibi.
başlangıçta arkamızdan üzülüşünüz sizin için çok acılı olacak, fakat üzülen sadece siz olmayacaksınız. bizi teselli eden bu, ve bu son tahlilde sizi de teselli etmelidir. sonunda siz de yaşamın yaşamaya değer olduğu inancına varmak zorundasınız. şimdi önüne geçilmez biçimde yaklaşan ölüm karşısında bile bunu bilmenin cellatları yeneceğinden kesinlikle emin oluşumuz size bir teselli olsun.
aynı şekilde, yaşamınız size, iyinin kötünün ortasında gelişip serpilemeyeceğini, özgürlüğün ve yaşamı gerçekten güzel ve yaşamaya değer kılan herşeyin bazen çok pahalıya ödenmek zorunda olduğunu öğretmelidir. o zaman, sakin olduğumuzu ve uygarlığın henüz yaşamın artık yaşam uğruna kurban edilmek zorunda kalmayacağı noktaya henüz ulaşmamış olduğunu yürekten kavramış olduğumuzu bilmeniz size bir teselli olacaktır. ve bizim yerimize başkalarının mücadeleyi sürdüreceklerinden emin olduğumuz için biz teselli buluyoruz.
yaşamımızı sizinle birlikte sonuna kadar yaşayabilme büyük sevinci ve mutluluğunun bize nasip olmasını dilerdik. babanız size şunu söylemek istiyor: tüm kalbi ve tüm sevgisi sevgili oğullarına aittir. suçsuz olduğumuzu ve vicdanımıza aykırı hareket edemeyeceğimizi hiçbir zaman unutmayın.
sizi bağrımıza basıyor ve hararetle öpüyoruz.
sevgiyle,
baba ve anne
julie- ethel"

27-12-2006 12:34
Yabancı..

bu çift komünist avı sırasında casusluktan gözaltına alınırlar.
mahkemeye çıkartıldıklarında aleyhlerinde bir delil yoktur. bir tek aynı suçtan yargılanan bir kişi ile aynı gün aynı otelde kaldıkları belirlenmiştir fakat otel o gün doludur ve sadece bu çift yargılanmaktadır.
rosenbergler bu asılsın suçlamalara gülüp geçerken jüri kararını açıklar: idam.
karar açıklandıktan sonra abd'ye milyonlarca mektup yağmaya başlar. onlar suçsuz bırakın onları diye.
abd yönetimi bu uluslararası tepkiden çekinir ve çifte bir öneri sunar:
-suçunuzu kabul edin cezanız 30 yıla düşsün.
çift kabul etmez.
idam zamanı yaklaştıkça teklifler devam eder ve ceza süresi de düşer ama çift kabul etmez ve suçsuz olduklarını söyler.
idam günü gelmiştir.
idamın olacağı odada bir de telefon durmaktadır. savcı telefonu gösterirken, rosenberglere bir de fotograf gösterir.
çocuklarının fotografı. ve der telefonun diğer ucunda başkan var. açın ve biz suçluyuz deyin. başkan da sizi serbest bıraksın.
abd böylece uluslararası baskıyı üzerinden atmayı düşünür.
rosenbergler biraz süre isterler.
giderler bir köşeye, bayan rosenberg kocasının dizlerindeki tozu silmektedir çünkü fotoyu gördüğünde bay rosenberg dizleri üzerine düşmüştür..
sonra savcıya giderler
evet onlar bizim çocuklarımız fakat bizim için mektup yollayan milyonlarca insan da bizim çocuklarımız; onları yarı yolda bırakamayız derler ve idam edilecekleri bölmeye doğru giderler.
ölürler..
rosenbergler idamın daha önce belirlenen 18 haziran tarihinde olmaması için sürekli dilekçeler vermişlerdir; idamları da 1 gün ertelenmiştir. çünkü 18 haziran onların evlilik yıldönümüdür.

abd hala aynı abd, rosenbergler ise hala etrafımızda; yaşıyorlar...


27-12-2006 12:34
Yabancı..

ÇOCUKLARINA YAZDIKLARI ŞİİR.....


bir gün öğreneceksiniz evlatlarım, öğrenec eksiniz,

neden kestik şarkımızı yarıda,

neden kitabımızı açık bıraktık, işimizi tamamlamadan

neden gittik toprak altında uyumaya

ağlamayın artık evlatlarım, ağlamayın.

yalanlar ve pislikler neden sarmış dört bir yanı?

neden bu gözyaşları, bu zulüm neden?

öğrenecek bir gün bunu bütün dünya.

yeryüzü gülümseyecek, evlatlarım, gülümseyecek

ve sevinçler yeşerecek mezarımızın üstünde

savaşlar sona erecek, dünya mutlu olacak

kardeşliğin ve barışın koynunda.

çalışın evlatlarım, çalışın ve bir anıt dikin;

sevgiye ve sevince bir anıt,

insanlık onuruna ve inanca,

sizin adınıza koruduğumuz ve çocuklarınız adına!..

27-12-2006 12:35
Yabancı..


27-12-2006 12:39
Yabancı..


27-12-2006 12:43
Yabancı..

ASUMAN ILE ZEYCAN

Ayni elmadan yiyerek çocuk sahibi olan iki ana babanin biri kiz, biri erkek çocuklari arasindaki aski anlatan Türk halk öyküsü. Erzincan beyi Kaleli Bey ile kahyasi Dervis Ahmet"in çocuklari olmamaktadir. Bey ve kahyasi, kilik degistirerek geziye çikarlar. Bir yaylada karsilastiklari bir dervisin verdigi elmayi esleriyle birlikte yiyen babalar, çocuk sahibi olurlar. Beyin kizi, kahyanin oglu olmustur. Dervis, kizin adini Zeycan, oglanin adini da Asuman koyar, onlarin birbirleriyle besik kertmesi nisanli olduklarini, büyüdükleri zaman evlendirilmelerini söyler. Çocuklar büyüyünce birbirlerini severler, ancak Zeycan"in annesi, Kaleleli Bey"i etkileyerek iki gencin evlenmesini engeller. Asuman ve Zeycan, düslerinde bade içerek asiklik gücü kazanmislar, saz çalarak deyisler söylemeye baslamislardir. Asuman kilik degistirerek beyin huzuruna çikar ve ondan atismak için asik ister. Kaleli Bey, Asuman"in karsisina, asik olarak kendi kizini çikartir. Bu atismada kaybeden, kazananin kölesi olacaktir. Iki sevgili arasindaki sazli sözlü mücadeleyi Asuman kazanir. Ama Kaleli Bey, sözünde durmadigi gibi, Asuman"i da öldürtmek ister. Sevgilisinin yardimiyla kaçip kurtulan Asuman, Basra"ya gider, bir kahvede asiklik yapmaya baslar. Asiklikta gösterdigi basari, Basrali asiklarca kiskanildigi için bir kuyuya atilan Asuman"i, dügünde elinden bade içerek asik oldugu dervis kurtarir, Erzincan"a getirir.


27-12-2006 13:53
Yabancı..

LEYLA ILE MECNUN

Konusu bir Arap efsanesinden alınmıştır. "Beni Amir kabilesinden Kays ile Leyla daha okulda iken birbirlerini severler. Leyla"nin annesi bunu duyunca kızını okuldan alır. Sevgilisini göremez olan Kays yollara düşer. Mecnun diye anilmaya baslar. Kays"in babasi, Leyla"yi ailesinden esterse de vermezler. Kays çölde vahsi hayvanlar ve kuslarla arkadas olur. Kizi Ibni Selam adli birine verirler. Leyla kendisini bir perinin sevdigini, eğer evlenirlerse peri tarafindan öldürüleceklerini söyliyerek adami kandirir, onu kendinden uzak tutar. Mecnun"un inkisariyle Ibni Selam ölür. Mecnun bütün maddi varliklarla ilgisini kesmis, manevi bir askla kendinden geçmis halde yaşamaktadir. Çölde karşısına çikan Leyla"yi tanımaz. Leyla"nin kendi içinde oldugunu, onunla manevi alemde birlestigini, baska bir Leyla ile bulusmaya takati olmadigini bildirir. Leyla, döner bir müddet sonra kederinden ölür. Mecnun bunu ögrenince Leyla"nin mezarina kosar, ölmek ister, isteği tanrı tarafindan kabul olunarak orada düşüp ruhunu teslim eder

27-12-2006 13:54
Yabancı..

FERHAT İLE ŞİRİN

Eski bir ask masalinin iki kahramani. Türk ve İran edebiyatinda çok işlenen bir konu. Ferhat ile Sirin birbirlerini çılgınca severler. Sirin soylu bir genç kiz, Ferhat halktan bir delikanli oldugu için, birbirlerine kavuşup mutluluga ulasamazlar. Sirin"in yakinlari Ferhat"a akla gelmedik zorluklar çıkartırlar. Demir yapılı bir daği delmesi gerektigi sartı da güçlükler arasindadir. Ferhat, zekasi, teknik bilgisi, bilek gücü,asktan aldigi kuvvetle dagi deler. Sirin"e kavusmak üzereyken, bu defa düsmanlari sevgilisinin öldügünü haber verirler. Ferhat, bu aci haber karsisinda; ünlü külüngünü basina indirerek intihar eder. Durumu ögrenen Sirin de sevgilisinin acısına tahammül edemeyerek ölür. Halk edebiyatimizda Ferhat, divan edebiyatimizda Hüsrev olarak geçen bu masal kahramaninin deldigi dağın adı "Bisutun Daglari"dir...ı


27-12-2006 13:54
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim