Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 15
Ana Sayfa >> Nostalji >> İlişkiler >> Ben Okumayacağım, ANNE
Sayfalar: 1, 2  Sonraki
Yazar Ben Okumayacağım, ANNE
Nazım
Mesajlar: 1566

Mart ayı gelmişti ama kızım hala okumaya geçmemişti. Ödevlerini yapmamak için bir sürü bahane buluyordu. Elimden geldiğince ilgileniyor, çalışma şevki kazanması için çabalıyordum. Ancak hiçbir gelişme yoktu. Adeta inatla okuma-yazma öğrenmemeye çalışıyor gibiydi. Öğretmenliğin kazandırdığı bütün deneyimlerimi kullanıyor, hiçbirinin işe yaramadığını gördükçe paniğim artıyordu.
<BR>
<BR>Kızımdan bir yaş küçük oğlum ve henüz yedi aylık bebeğim den çalabildiğim her dakikayı kızıma ayırıyor, ancak öğretmeniyle her konuştuğumda büyük bir düş kırıklığı ile eve dönüyordum. 'Kızım acaba geri zekalı mı' diye düşündüğüm oluyor, bu düşünceler yüzünden beynimin zonklamasını geçirmek için iki, üç tane ağrı kesici almak zorunda kalıyordum.
<BR>
<BR>O soğuk mart akşamında, sönmeye yüz tutmuş sobanın yanında, kızıma heceleri söktürebilmek için uğraşırken, onun ilgisizliği kalan son sabrımı da tüketti. Ayların birikimiyle kızı mı omuzlarından tutup, silktim ve minicik yanağına hatırladıkça utandığım' bir tokat attım. Yanağı kıpkırmızı oldu. Şaşkın ama kızgın baktı. Ağlamamak için minik dudaklarını sürekli büküyor, bakışları kalbimin ötelerine doğru ok gibi ilerliyordu.
<BR>
<BR>Sessizliği bozan ben oldum.
<BR>
<BR>"Neden? Nazlıhan neden? Niçin okumayı öğrenmek için gayret göstermiyorsun? Sen aptal değilsin. Neden kendine aptalmışsın gibi davranılmasına izin veriyorsun?"
<BR>
<BR>Bir an durdu, sonra sesinin bütün yırtıcılığı ve kiniyle, "Çünkü ben okumak istemiyorum" diye haykırdı. Kulaklarıma inanamıyordum. Yüksek tahsil yapıp, iyi bir geleceği olacağını düşledim biricik kızım, benim, ben öğretmen Emine Özgenç'in kızı "Okumak istemiyorum" diye bağırıyordu.
<BR>
<BR>Hayal kırıklığı ve şaşkınlık içerisinde "Neden?" diye sorabildim.
<BR>
<BR>"Çünkü ben senin gibi okuyup, öğretmen olup, çocuklarımı evde yalnız bırakıp işe gitmeyeceğim, Çalışmayacağım, Ben sadece anne olacağım."
<BR>
<BR>Kızım konuşmuyor, adeta beni tokatlıyordu. Başım dönüyor, gözüm kararıyor, bu sözlerin gerçekten kızıma mı ait olduğunu anlamaya çalışıyordum. Evet bu sözleri bana yedi yaşındaki kızım söylüyordu. "İnsan şimdi bayılmaz da ne zaman bayılır" di ye düşündüm. Sanki, birden, gözlerimin önünde bir sinema perdesi açıldı ve acı bir film oynamaya başladı. Yozgat'ın Nohutlu Tepesi'nde, o her çıkışımda hiç bitmeyeceğini düşündüğüm yokuşun başındaki bir türlü ısıtamadığım evi hatırladım.
<BR>
<BR>12 Eylül sonrası, eşimin (birçok insana yapıldığı gibi) hiç anlayamadığım bir tarzda ve sebepsizce tutuklanıp cezaevine götürülüşü. Aylarca tutuklu olduğu halde mahkemenin bir türlü başlamayışı. Yıllarca süren ve benim, eşimin neden tutuklandığını beraat ettikten sonra bile anlamadığım mahkemeler. Bakamadığım için dokuz aylık oğlumu Samsun'a, anneme bırakmam. Bakıcı ve anaokulu masraflarını karşılayamadığım için, iki yaşındaki kızımı her gün çalıştığım liseye götürüşüm. Yavrumun öğretmenler odasında koltuklarda uyuyuşu. Uykusunun en derin yerinde çalan teneffüs ziliyle yavrumun fırlayıp koltuklara oturuşu. Sonra müdürün beni çağırıp, "Bak Emine Hanım, biliyorum zor durumdasın ama seni gören herkes çocuğunu okula getirmeye başladı. Burası çocuk yuvası değil ki. Bir daha kızını okula getirme" deyişi. O günden sonra iki buçuk yaşındaki kızımı o koskoca, o sopsoğuk evde, yalnız başına bırakıp, dönene kadar kızımı koruması için Allah'a yalvarışlarım. Acıkır ve susar diye etrafa bıraktığım su bardakları ve yiyecekler. Her akşam eve döndüğümde yavrumu bir köşede battaniyenin altında büzüşmüş buluşum.
<BR>
<BR>"Yavrum, iyi misin? Korktun mu?" diye sorunca, "Korktum, ağladım, ağladım, yoruldum, sustum, sonra yine ağladım" diyerek boynuma sarılışı. Bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerimin önünden. Bir türlü filmin sonu gelmiyordu.
<BR>
<BR>Nisan sonlarına doğru bir öğle paydosunda eve gelmiş ve zili çalmak zorunda kalmıştım.
<BR>
<BR>O sabah telaşla çıkarken anahtarı evde unutmuştum. Ama çok dert etmemiştim. Nasılsa kızım evdeydi. Kapıyı açardı. Ama açmadı. Açmadığı gibi sesinin bütün gücüyle "Anne" diyerek ağlıyordu. "Kızım, ben annenim, aç kapıyı" dedikçe o "Hayır sen annem değilsin. Sen kurtsun. Beni yiyeceksin" diye feryat ediyordu. Ne söyledimse inandıramadım. Dinlediği bir masaldan etkilenmişti besbelli. Yavrum, minik yavrum korkuyor ve ağlıyordu. Yarım saat uğraşmış, ikna edememiştim.
<BR>
<BR>Yapacağım tek şey vardı. Bir şekilde içeri girmek. Ama nasıl? Kapıyı kıracak gücüm yoktu. Nohutlu Tepesi'nde çilingir ne gezerdi. İçerde yavrum feryat figan ağlıyordu. Neden sonra alt kata inmeyi düşündüm. Kapıyı açan komşuma bir yandan olayları anlatıyor, bir yandan balkona doğru koşuyordum. Bir sandalye bulup balkona yerleştirdim ve üst kattaki evimin balkonuna ulaştım. Ben, 153 santimlik ufak tefek kadın, bir sandalye yardımıyla nasıl olup üç metrelik tırmanışı gerçekleştirerek, üçüncü kattaki evimin balkonuna ulaştım. Hala anlamış değilim. Sanki görünmeyen bir el beni yukarı çekti. Balkonun kapısı pek sağlam olmadığından, kilidi kolayca açıp içeri koştum. Kızım kapının dibine oturmuş, başını bacaklarının arasına sıkıştırmış ağlıyordu. Sarıldım, sarıldım, sarıldım... Göz yaşlarım onunkiyle karıştı. Koynuma büzüldü. Sadece "Annem, anneciğim, kurt beni yiyecekti" diyebiliyordu. O gün öğleden sonraki ilk dersimi kaçırdım. Müdürün ikazına rağmen kızımı sınıfıma götürdüm. Önce müdür muavini, sonra müdür tarafından azarlandım ama hiç cevap vermedim. Sadece göz pınarlarımda iki damla yaş belirdi. Ve o yaşlar müdürün birden susup özür dilemesine sebep oldu.
<BR>
<BR>Evet bu acı film bitecek gibi değil. Kızımın sesiyle irkildim.
<BR>
<BR>"Ben okumayacağım. Anne olacağım diye feryat ediyordu. Feryat etmiyor sanki beni tokatlıyordu. Ona iyi bir anne olamadığımı ve bundan duyduğu rahatsızlığı bu sözlerle haykırıyordu yüzüme. Hayatımın hiçbir anında böylesine bir acı yaşamamıştım. Hiçbir söz yüreğimi ve belleğimi böylesine hırpalamamıştı.
<BR>
<BR>Kızımın kestane rengi saçlarını okşadım. Tokadımla kızaran yanağını öptüm. Başını göğsüme bastırdım. Onun hafızasında yer eden bütün acıları silmek istiyordum. En doğru, en eğitici sözleri bulmalıydım. Ama nasıl?.. Bu allak bullak beyinle nasıl?
<BR>
<BR>Öğlece ne kadar kaldık bilemiyorum. Bir ara konuşacak gücü bulabildim.
<BR>
<BR>"Kızım, her okuyan kadın çalışmak zorunda değildir. Sen iyi bir anne olmak istiyorsun. Ben de iyi bir anne olmanı istiyorum. Ancak, okursan, bilgili olursan, iyi bir anne olabilirsin. Çalışmak zorunda değilsin ki. Sen de evde çocuklarına bakar, onlara okuma yazma öğretirsin" diye devam eden birçok cümle sıraladım peş peşe. Kızım ikna olmuş görünüyordu. Ertesi gün okuldan geldiğinde onu masanın başında Cin Ali kitabını okurken buldum. Kızım, okuyup yazmayı aylar önce öğrenmiş fakat ısrarla herkesten saklamıştı.
<BR>
<BR>Öğretmeni şaşkındı. "Nasıl olur da bir çocuk, bir günde bu kadar ilerleme kaydedebilir?" diye soruyordu. Bu sorunun cevabı öyle uzun ve anlaşılması öyle güçtü ki... O an susmak, en güzel cevaptı çünkü bu sorunun cevabını ancak ben ve Nazlıhan anlayabilirdik.
<BR>Şimdi kızım, Gazi Üniversitesi'nde işletme okuyor. Anadilini çok iyi okuyup, yazdığı gibi iyi derecede İngilizce de biliyor. En önemlisi bir kadının hangi şartlarda olursa olsun çalışması ve ekonomik özgürlüğünü elde etmesi gerektiğine inanıyor. En güzeli de her fırsatta "Canım annem diye sarılıp yanaklarımdan öpüyor. Ben de onun, daha önce "o utandığım tokatla" kızart tığım yanağından öpmeye özen gösteriyorum.
<BR>
<BR>Emine Özgenç
<BR>

11-08-2006 11:06
Gkhn
Mesajlar: 22495


11-08-2006 11:16
Yabancı..

nasıl güzel bi hikaye..aslında hep bi yaradır bu..çalışan ebeveynlerin çocuklarıyla ilgilenememesi...bende yaşadım bunu..ama hiç nazlıhan gibi düşünmemiştim anne olmanın zorluğunu çok açık dile getirmiş bu yazı..

11-08-2006 11:25
Yabancı..

bu ne güzel bir anlatım ne yalın bir dildir böyle.. en acısıda gerçek olması.. kimbilir kaç çocuk bu hislere kapıldı anne şevkatine ihtiyaç duydu okuldan eve geldiğinde kapıyı anahtarla değilde annesinin gülen yüz<üyle aralamak istedi..
<BR>daha küçücükken omuzlara binen bu yük hem çok ağır gelir hemde erken yaşta olgunlaştırır onları.. çalışan annelerin çocuklarının ikindi pastaları,park gezinteleri yoktur.. hep kendi başlarına bir mücadele verirler.. ""bak sakın yabacılara kapıyı açma"" tembihleriyle dolu cümleler kulaklarında yankılanır..
<BR>annelerinin kısa ama nitelikli paylaşım dedikleri birliktelikler aslında o küçük tatlılara hiç bir zaman yetmez..yetmeyecektir..
<BR>ama öğrenirler annenin neden çalışmak zorunda olduğunu ve bu gerçeği değiştiremeyeceklerini..
<BR>çok teşekkürler bu hikaye için..okurken boğazım düğümlendi..

11-08-2006 11:55
Nazım
Mesajlar: 1566

KüLkEDiSi demiş ki; bu ne güzel bir anlatım ne yalın bir dildir böyle.. en acısıda gerçek olması.. kimbilir kaç çocuk bu hislere kapıldı anne şevkatine ihtiyaç duydu okuldan eve geldiğinde kapıyı anahtarla değilde annesinin gülen yüz<üyle aralamak istedi..
<BR>daha küçücükken omuzlara binen bu yük hem çok ağır gelir hemde erken yaşta olgunlaştırır onları.. çalışan annelerin çocuklarının ikindi pastaları,park gezinteleri yoktur.. hep kendi başlarına bir mücadele verirler.. ""bak sakın yabacılara kapıyı açma"" tembihleriyle dolu cümleler kulaklarında yankılanır..
<BR>annelerinin kısa ama nitelikli paylaşım dedikleri birliktelikler aslında o küçük tatlılara hiç bir zaman yetmez..yetmeyecektir..
<BR>ama öğrenirler annenin neden çalışmak zorunda olduğunu ve bu gerçeği değiştiremeyeceklerini..
<BR>çok teşekkürler bu hikaye için..okurken boğazım düğümlendi..

<BR>
<BR>
<BR>birkaç düğüm ve iki damla yaş.
<BR>
<BR>

11-08-2006 12:02
!£k@y(ressam kız) [e
Mesajlar: 3217

muhteşem bişeydi
<BR>çok etkilendim

11-08-2006 12:08
Yabancı..

yazını okuyunca yeğenimin teyzeme söyledikleri geldi aklıma: "anne keşke sen kapıcı olsaydın onlar her zaman ewde çocuklarıyla ilgileniyorlar" demişti. gerçekten çok doğru. ben de çalışan anne babanın çacuğuyum we nasıl bir duygu olduğunu çok iyi biliyorum. bu arada çok güzel bir yazı. çok duygulandım. ellerine sağlık..

11-08-2006 12:12
Yabancı..

işte bu yüzdendir ki çocukların tüm gelişimlerinin tamamlandığı dönemlerle çocukların duygusal ve sosyal yönden olumlu bir kimlik kazanması için anaokullarının önemi vurgulanıyor.. o yaşlarda bir çocuğun dadılara yada büyükannelerle yetişmesi aslında sakıncalı.. yanlış anlaşılmasın ama yoğun sevginin haricinde çocukların paylaşım ortamlarına ve sosyalliğe ihtiyacı var..annenin yerine tutamasada bazı olumsuz duygular edinilmesini en aza indirmek adına çocukları asla yalnız bırakmamak lazım..

11-08-2006 12:13
Yabancı..

yazıyı okudukça gözlerimden iki damla yaş geldi...tüylerim diken diken şuan....bi çocuğun annesine olan sevgisi ancak bu kadar güzel bi şekilde anlatılırdı....
<BR>
<BR>
<BR>
<BR> ellerine sağlık....

11-08-2006 14:23
Yabancı..

KüLkEDiSi demiş ki; işte bu yüzdendir ki çocukların tüm gelişimlerinin tamamlandığı dönemlerle çocukların duygusal ve sosyal yönden olumlu bir kimlik kazanması için anaokullarının önemi vurgulanıyor.. o yaşlarda bir çocuğun dadılara yada büyükannelerle yetişmesi aslında sakıncalı.. yanlış anlaşılmasın ama yoğun sevginin haricinde çocukların paylaşım ortamlarına ve sosyalliğe ihtiyacı var..annenin yerine tutamasada bazı olumsuz duygular edinilmesini en aza indirmek adına çocukları asla yalnız bırakmamak lazım..

<BR>E Be arkadasım Sen bu resmı Nerden Aldın aLLah Askına söyLe
<BR>
<BR>
<BR>BU RESIMDEKI KIZ BEN GERCEK HAYATTAKI TEK AŞKIM NASIL OLUYORDA SENDE VAR ANLAMIYORUM

11-08-2006 14:25
Sayfalar: 1, 2

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim