Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
boşluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 807
Forumlar >> İlişkiler >> DÜŞ KIRIKLIĞI..... boşluk
Sayfalar: 1, 2, 3 ... 79, 80, 81  Sonraki
Kutudaki yazılı sayfaya git -->
Yazar DÜŞ KIRIKLIĞI.....
offline Yabancı..

[IMG]http://img187.imageshack.us/img187/4144/bd9f955a6c3a26bdc5b1f21xt1.jpg[/IMG][/


Ah susuşu o saf yüreğin
ah, acısı acemi çocukluğun
düş kırıklığı, coşkudaki bozgun

Ah yenilginin yorgun kısrağı
kendi içini kavuran kızgın ateş
bekleyişe bağlanan umut, tasası haykırışın

Ah, ardı ardına kenetlenen ölüm
ah, hıncı sabırla bezeyen sır
yazmadaki sırması ağlayışın, tırnaklara oturan kan

Sanki delirmenin eşiğindeyim
boş bomboş gözlerine gömülmüşüm bir köpeğin
mısırların süt taneleri, kestanelerin
bademlerin daha olgunlaşmamış
suyla susuzluk arası kayganlığında
aranıp duruyorum kendimi

Ey yangınlarda patlamaya hazırlanan merak
ey içimi ekşi sularla çalkalayan baş dönmesi
ıssız ıpıssız boşluğu aysız gecenin
ölümle yaşamak arasındaki şerit
naneler, kekikler, ebegümeçleri
ve şifalı bulutu kaynar kükürt deresinin
çekiyor altımdan nemli döşeğimi

Ah, yürekleri toprağa saplanan arkadaşlarım
ah, oğlakların, tayların, buzağıların
acı otlarla kararan damakları
(akşamları barut kokusuyla dönsem de odama,
sancısı: çaresiz seyrettiğim ölümün

Ah, bir kere daha kederliyim
ah, çılgın bir aşkın kollarında incelen bıçak
seni öperek bilemeliyim

Nihat Behram


SEVDİĞİM ŞİİRLERİ YAZILARI SİZİNLE FORMLARDA VE GÜNLÜĞÜMDE PAYLAŞMAYI SEVİYORUM

UMARIM SİZDE KATILIRSINIZ BANA






22-05-2008 17:06 | cevapla | Şikayet Et!
online murat-tlv (dinsizin ...
Mesajlar: 9409

123419



Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana



Ataol BEHRAMOĞLU

22-05-2008 17:08 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..



Yaş otuz beş yolun yarısı eder.


Dante gibi ortasındayız ömrün.


Delikanlı çağımızdaki cevher,


Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,


Gözünün yaşına bakmadan gider.



Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var


Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz


Ya gözler altındaki mor halkalar


Neden öyle düşman görünürsünüz,


Yıllar yılı dost bildiğim aynalar



Zamanla nasıl değişiyor insan!


Hangi resmime baksam ben değilim.


Nerde o günler, o şevk, o heyecan


Bu güler yüzlü adam ben değilim;


Yalandır kaygısız olduğum yalan.



Hayâl meyâl şeylerden ilk aşkımız;


Hatırası bile yabancı gelir.


Hayata beraber başladığımız


Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir,


Gittikçe artıyor yalnızlığımız.



Gökyüzünün başka rengi de varmış!


Geç fark ettim taşın sert olduğunu.


Su insanı boğar, ateş yakarmış!


Her doğan günün bir dert olduğunu,


İnsan bu yaşa gelince anlarmış.



Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!


Her yıl biraz daha benimsediğim.


Ne dönüp duruyor havada kuşlar


Nerden çıktı bu cenaze Ölen kim


Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.



Neylersin ölüm herkesin başında,


Uyudun uyanamadın olacak.


Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında


Bir namazlık saltanatın olacak,


Taht misâli o musalla taşında.

CAHİT SITKI TARANCI

22-05-2008 17:08 | cevapla | Şikayet Et!
online murat-tlv (dinsizin ...
Mesajlar: 9409

123419

Su Çürüdü

1

Yetmiş iki gündür bir dolapta kilitliyim. Yalnızca anahtar
deliğinden hava giriyor ve ölü bir ışık sızıyor içeri. Yalnızlık
hiç de tanrısal değil, görkemli değil. O yalnızca geçmişle
gelecek, ölümle yaşam arasında kocaman bir karanlık nokta.
Geçmişi ve geleceği olmayan, ölümle yaşam arasında irinli bir
leke yalnızlık denilen. Şimdi ne varsa, anahtar deliğinden sızan
havayla ışıkta... (Farkına varsalar, kapatırlar mıydı onu da?)
Bütün belleğimdekileri yokettim. Elektrikli bir aygıyla yaktım,
jiletle kazıdım. Çığlıkların aralığından uçurdum hepsini, kül
edip savurdum.

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

2

Zamanı yiyip bitirdi karanlık. Gece yoktu. Güneş çoktan
kömürleşmiş ve yeryüzü yapışkan bir karanlıkla örtülmüştü.
Yabanıl sesler geliyordu derinlerden ve karanlığı ince bir bıçak gibi
yırtıyordu. Saklayan kırbaç gibi... Acı duvarını aşan bu
sesler, madeni bir gürültüye dönüyor ve yerkabuğunu
zorluyordu artık. Sesim yoktu. Karanlığın karnında yitirdim
sesimi. Kör bir kuyuda unutulan Yusuf'tum belki. Ama
durmadan soruyorlardı. Tanrılar bilmiyordu sordukları şeyleri,
peygamberler büsbütün hain çıkmıştı. Ama yine de soruyorlar,
soruyorlar, soruyorlar...

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

3

Iki şeyi bilmek istiyorum. (Belki aynı şeyi iki kere bilmek
istiyordum.) Duvarların rengi neydi? Derimin rengi neydi?
Dokunuyorum duvarlara; parmak uçlarımla, avuçlarımla,
dilimle dokunuyorum. Duvarların bir rengi olmalı. Ama hiçbir
duvarcının, hiçbir ressamın bu rengi bildiğini sanmam. Adı
yoktu bu rengin, kimyası yoktu. Belki renksizliğin rengiydi bu.
Çürüyen bir bedenin kokusuydu duvarların rengi...

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

4

Bir böcek gibi antenlerimi gezdiriyorum bedenimde. Anahtar
deliğinden sızan ölü ışıkta ellerime bakıyorum. Ellerim... Sanki
bir kadının memelerini hiç okşamamış, sicaklığını duymamış.
Ellerim... Her dizesi çığlık olan şiirleri hiç yaratmamış sanki. Ne
beyaz tenliyim artık, ne esmer, ne de kara... Cüzzamlının,
vebalının bir rengi vardır. Irinin bir rengi... Ölünün bile bir
rengi vardır ama derimin rengi yoktu. Belki çürüyen bir kentin
rengiydi bu. Çürüyen bir dünyanın...

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

5

Kıllı, ayakları üzerinde duramayan bir yaratıktım artık.
Soyumun neye benzediğini unuttum. "Insana benziyorlardi"
diye duymuştum bir vakitler. Demek ki şimdi maymun
halkasında insanlık...

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

6

Ağzımı anahtar deliğine dayayıp havayı emiyorum. Böcek
sokması gibi bir yanma duyuyorum boğazımda. Oysa kuru bir
yaprağı bile dalından düşürecek gibi değil bu esinti. Belki
çöle dönmüş toprağa tek yağmur damlasının düşüşü yalnızca.
Çamur gibi bir yağmur damlası... Ama toprak, bu damlayla
çatlatacak bağrındaki tohumu. Çöl, bütün vahalarını bu
damlayla yeşertecek... Genzim yanıyor. Ince bir kan şeridi
sızıyor dudaklarımdan. Kirli, sıcak ve simsiyah...

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

7

Suyum, bir litrelik karton süt kutusu içinde. Yetmiş iki gündür
sakındığım ve hergün ancak bir kere dudaklarımı
değdirdiğim... Dilimi bir köpek gibi değdirdiğim. (Dilin suya
dokunuşu... Bir süngerin denizi yutuşu yani. Bir çölün seraba
kesilmesi bir an için.) Her gün ancak bir kere değdiriyorum
dudaklarımı suya. Dilimi kaçırıyorum artık. Sünger, bütün
vantuzlarını birden uzatmasın diye... Bataklıktaki suyun da bir
su yanı vardır. Çürüyen bir bedenin bile dayanılabilir
kokusuna. Kutuda kalan son bir yudum su, bu bile değildi
artık. Küstü, öldürdü kendini su...
Su çürüdü...

Adımdan gayrısını bilmiyorum…


Ahmet Telli


22-05-2008 17:09 | cevapla | Şikayet Et!
online murat-tlv (dinsizin ...
Mesajlar: 9409

123419











KALBİM UNUT BU ŞİİRİ

Uğuldayan ve hep uğuldayan
bir orman kadar üşüyorum şimdi
yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
Kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık

Su ve ses kadar beklediğim
ne kaldı geride, bilmiyorum
uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
ve sarınmak o kocaman gözlerin
uğuldayan rüzgârlarına

Bir acıyı yaşarım ve zehrinden
çiçekler üretirim kömür karası
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
Anısı yoktur küçük rüzgârların

Yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü

Yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
Kalbim unut bu şiiri


Ahmet TELLİ


22-05-2008 17:10 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..




Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?




Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?




Sevmek için güzele mi bakmalı?




Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?




Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?




Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?




Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?





Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?




Solması için gülü dalından mı koparmalı?





Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?





Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?





Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?












Victor Hugo







" border="0">

22-05-2008 17:11 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

TEŞEKÜRLER ARKADAŞLAR

22-05-2008 17:11 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..


Sen bu şiiri okurken
Ben çoktan bu şehirden gitmiş olacağım
Artık ne özlemlerimi duyacaksın bıçak yarası
Ne de telefonların çalacak gece yarısı
Ve bu zavallı yüreğim olmayacak artık
Kaprislerinin hedef tahtası...
Seni sana
Beni bir akıl hastanesine
Bırakıp gideceğim bu şehirden

Nasılsa kavuşamadım sana
Nasılsa dudaklarının kıyısına varamadım
Nedense bütün çıkmaz sokaklar adresim oldu
Ve nedense bütün kırmızı ışıkları üzerime yaktın
Ne yaptımsa
Bir türlü sana yaranamadım
Artık adressiz
Işıksız
Ve öylesine ıssızım
Dünlerin kadar eskiyim
Verdiğin acılar kadar paslıyım
İşte çıkıp gidiyorum hayatından
Nasılsa fark etmez senin için
Belki çok şanslı
Belki de en yaşlıyım...
Artık
Pusulam hasreti
Saatim yalnızlığı
Ve takvimler sensizliği gösteriyor bana
Neylersin
Yolcu yolunda gerek
Belki bundan sonra
Belki senden sonra
Adam olur bu �asi yürek�
Ve dersini alır da bu sevdadan
Bir daha
Boyundan büyük denizlere
Asılmaz kürek

Yarın bu saatlerde
Ben yollarda olacağım
Sen kimbilir kaçıncı uykunda
Masal mavisi bir rüyada
Ve elbette o korsan yüreğin
Yine pusuda
Oysa
İlk defa sesimi duymayacaksın
Sitemlerin sahipsiz
Soruların cevapsız kalacak
Belki ilk defa içini kemirecek yokluğum
Tanımadığın bir korku içini saracak
Ve ilk defa kendinle hesaplaşacaksın
Ne oldu?
Ne oluyor?
Ne olacak?
Sonra
Bir gözün kör
Bir kulağın sağır
Bir ayağın kırık
Bir kolun kesik
Düşeceksin yollara
Yani baştan başa yarım
Yani baştan başa eksik
Bütün duvarlar üstüne yıkılacak
Belki ilk defa
�Unutuldum� diyerek için sızlayacak
Ve sen bu şiiri okurken
Ayrılığımız çoktan başlamış olacak
Belki de son tesellin
Sana yazdığım �bu son şiir� olacak
Ve kimbilir
Unutulmuş bir gecenin tam ortasında
Başucundaki bir radyoda
Uykusuz bir şair yüreğini çınlatacak
Ve bir daha fısıldayacak kulaklarına
Sana adanmış bu satırları

�Bütün şehirler uyur
İstanbul uyumaz
Ve birgün
Bütün sevenler unutur seni
Ama bu �şair yürek�
ASLA UNUTMAZ...�

AHMET SELÇUK İLKAN

22-05-2008 17:12 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..


Gitmek istiyorsan gidebilirsin

Biz ne ayrılıklar görmüş adamız

Çekinme sen de vur sırtımdan beni

Biz ne ihanetler görmüş adamız

Aldırma sen benim yalnızlığıma

Aldırma sen benim gözyaşlarıma

Boşver sende kalmış yarınlarıma

Biz kadere çelme takmış adamız.

Sevsen gidemezdin sevsen bırakamaz

Sevsen çıldırırdın seven ne yapmaz

Git bu ateşte beni kül etmez yakmaz

Biz ne cehennemler görmüş adamız

Hadi daha çabuk daha acele

Git başka kollara git güle güle

Sen de unutursun adımı bile

Biz ne vefasızlar görmüş adamız

Hep aynı hikaye hep aynı masal

Sen bu şarkıyı git başka yerde çal

Al yanı başımdan gölgeni de al

Biz ne yalnızlıklar görmüş adamız






AHMET SELÇUK İLKAN







" border="0">

22-05-2008 17:17 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..



ŞİMDİ KAN KAYBEDEN BİR YARADIR İÇİMDEKİ BOZGUN...

Suskular sinmiş duvarlara…
Sabrım sınanıyor acıların örsünde…Bir yük vagonunda gider gibi geçiyorum yılların üzerinden..
Vagon yükü acılar taşıyorum sol yanımda…
Ve hiç unutmuyorum sevgi expresinde hep bir kaçak olduğumu…
Yol boyu mırıldanıyorum türkümü…Sesimde gurbetin ateşi
ve yüreğimde tutsak bir sevdanın sızısıyla yana-yakıla yaşıyorum…

Bir tufanda boğuldu sevinçlerim..
Ne vakit Uçursam beklentilerimi umudun gökyüzüne;
soğuk rüzgarlar döve döve içeri aldı beni…
Mermileşmiş yasaların kesin hükümlerine geçmedi ,
sayfalar dolusu savunmalarım..
Ne yana dönsem hükümlü duvarlar örüldü gözlerime….
Şimdi kan kaybeden bir yaradır içimdeki bozgun…
Zafere gidilecek yollar ortadayken,kelime oyunları arasına sıkıştırılan ,
yüklemsiz cümleler kaldı avuçlarımda…
Yine yanlış notalarına bastım hayat türküsünün…
Kanlı bir yenilginin,kangren olmuş düşlerini kesiyorum kör bir bıçakla..
Koca taşlarla vuruluyor habil yüreğime;
Ölüm kusuyor kabil soylu haydutlar…
Öldürülüyorum faili meçhul satır aralarında…

Şimdi hangi kapısını aralasam düşüncelerimin;
Adını özgürlük koyduğum tutsaklığıma açılıyor bahçesi
Sonra ;hapislik başlıyor içimde …
Odamın ışıklarını gündoğumuyla söndürmeyi öğreniyor uykusuzluğum…
Üstümde kuşları vurulu sağır bir gökyüzü…
Uzaklara sürgün edilmiş bedenimle,
başımı ağırtan cümleler biriktiriyorum yenikliğimin kavrukluğunda…

Uykusuzum…
Uyanıyorum gecenin kör bir vaktinde;
Birden bire duvar,birden bire hüzün..
aç karınla sigara içmeyi dayatıyorum ciğerlerime…
Nereye sığınsam bıçak gölgesi düşüyor yalnızlığıma..

Uykusuzum,Zulmün bağrında
şafaklar sökülüyor demir meridyenlerle çizilmiş penceremde...
Vuruluyor gölgelerin acıyan yanlarıyla taptaze papatyalarımın ömrü…
Örülüyor kalbime birbirini tutan keskin tel örgülerle..
Güneşim kolumda türküler okurdum oysa...
aldırmadan yağan soğuk yağmurlara..
Şimdi yatağını unutmuş dalgın bir ırmak akışlarım..

Ne denize ulaşabildim ..Ne de ırmak kalabildim...
Durgunum...

H.KARADENİZ







22-05-2008 17:19 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek için üye olmanız gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: 1, 2, 3 ... 79, 80, 81  Sonraki

Yardim Profiliniz kimlerin ilgisini çekmiş ? Kimler sizi ve neleri incelemiş ? Kimler İzlemiş özelliği herzaman kulağınıza fısıldayan habercinizdir...


Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim