HZ. MUHAMMED' İ ( S.A.V. ) KELİME-İ ŞEHADET' TEN ÇIKARDILAR
Avrupa'daki Milli Görüş teşkilatı, 2007 takviminde Kelime-i Şahadet'ten Hz. Muhammed'i çıkardı. Takvimde, sadece ''Eşhedü en lâ ilâhe illallah'' sözüne yer verildi. ABD' de yaşayan Gülen, fetva vererek ''Muhammed Allah'ın resulüdür'' denilmemesini söylemişti. ''Dinlerarası Diyalog'' göreviyle verilen fetva, sonunda Milli Görüş'ün takviminde de boy gösterdi...
Dinlerarası diyalog uğruna gelinen son noktada, artık kurtulmak ve de müslüman olmak için Hz.Muhammed'e de gerek yok diyor birileri.
PROFESÖR DR MEHMET BAYRAKTAR:
HZ. MUHAMMED’İ KARALAYAN KARİKATÜRLER GİBİ...
Stutgart Milli Görüş Bölge Başkanlığı’nın bastırmış olduğu Hicret Takvimi 2007’nin kapak sayfasındaki Kelime-i Şahadet’ten “Ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulühu” kısmının bilerek veya bilmeyerek de olsa kaldırılmış olması gerçekten büyük bir gaflet veya çirkin bir harekettir. inancının en temel cümlesinde bile gaflet gösteren bir müslüman düşünülemez.
Bu tür davranışların içerdiği tehlike Batılıların Hz. Muhammed’i karalayan karikatürlerinden geri kalmaz. Bu tür olumsuz davranışlar sözüm ona “dinler-arası diyalog”, “medeniyetler ittifakı” ve “Avrupa İslami” gibi İslamın özünü buharlaştırmaya yönelik sinsi faaliyetlerin bir etkisi olarak görülebilir. Oysa, Hz. Peygamber’den günümüze kadar böyle bir ayrıma/kırılmaya gidilmemiştir. Hz. Muhammed’in kendi mühür ve imzalarında ve tarihteki Müslüman devletlerin bastırdıkları para ve sikkelerinde, bayrak ve flamalarında “Muhammed’ün Resulullah” tabiri yer almıştır. Bu Hz. Peygamber’in bizzat kendisinin formüle ettiği Islam itikadının bir gereğidir.
Öyle ki ilk İngiliz kralı Rex’in bastırdığı ve bugün British Museum’da sergilenen parada bile “La ilahe ill’Ailah Mubammed’ün Resulullah” ibaresi yer almaktadır, Ne yazık ki günümüz müslümanları İslam inanç esasları noktasında Rex (ki müslüman olduğu da kuşkuludur) kadar bile bilinçli degildir.
O halde gerek Kelime-i Tevhit ve gerekse Kelime-i Şahadet’te Hz. Muhammed’in yer alması, İslam inancının özsel bir unsurudur. Onsuz müslüman olunamaz.
Dinlerarası diyalog adım adım hedefine ulaşıyor. Diyalogcuların gönlü rahat olsun! Müslümanların, noel ayinlerine katılması, ortak nikah merasimi ve Hıristiyan temsilcilerin Ramazanlarda iftar yemeklerinde beraberce dua etmelerinin ardından, şimdi de, ortak cenaze merasimi beraberliği başladı.
Geçenlerde biliyorsunuz, Patrik Selçuk Erenerol öldü.Toprağı bol olsun. Fakat, cenaze merasimi daha önceki bildiğimiz gayri müslim cenaze merasimlerinden farklı oldu. Cenazeye Hıristiyan ve Müslüman din adamları da katılarak dua ettiler. Şimdi bununla ilgili habere bir göz atalım:
“Patrik Selçuk Erenerol’un cenaze töreni, hem Ortodoks, hem de İslam usulüne uygun yapıldı. Bulgar Kilisesi Başpapazı Kostas’ın yönettiği ayine ilahiyat mensupları da katılarak dua ettiler. Profesör Zekeriya Beyaz, ‘Selçuk kulun dinine, milletine, vatanına, bayrağına bağlı yaşadı. Onu Hazreti Muhammed, Hazreti İsa aleyhisselam şefaatine nail eyle yarabbim. Allah rahmet eylesin’ dedi ve Fatiha okudu. Bazı parti yöneticileri bizzat katılırken, bazıları da çelenk gönderdi. Selçuk Erenerol , Kilisedeki törenden sonra, Papa Eftim II Turgut Erenerol’un mezarının yanına defnedildi.”
( bkz.23.12.2002 tarihli gazeteler)
Hani derler ya, buyurun cenaze namazına…Son günlerde olanlar tam buna uygun. Şimdi sormak lazım; merasim niçin sadece Hıristiyan adetlerine göre yapılmadı da, İslam adetleri de karıştırıldı. Bırakalım İslam açısından doğruluğunu yanlışlığını, Hıristiyanlık açısından da uygun bir iş değil bu. En azından, patriğe ve Hıristiyanlığa saygısızlıktır yapılan. Adam Hıristiyan olduğuna göre, merasimin sadece kendi dinine göre yapılması onun tabii hakkı değil mi?
Bütün bunlar “Dinlerarası Diyalog” rezaletinin neticesidir. ben diyaloga karşı değilim. Fakat, ben diyaloğu onların anladığı gibi anlamıyorum. Zaten asırlardır bunlarla diyaloğumuz vardı. Her mahallede, aynı sokakta bunlarla beraber yaşadık. Birbirimizin sıkıntısına, yardımına koştuk. Aç iseler doyurduk, bakacak kimseleri yoksa, Devlet olarak, millet olarak baktık bakıştırdık. Fakat günlük yaşayışla ibadetlerimizi birbirine karıştırmadık. Onlar Kiliselerinde biz camilerimizde, herkes kendi dinine göre ibadetini serbestçe yaptı. Kimse, kimsenin ibadetine, ayinine karışmadı.
İşte gerçek diyalog budur, benim anladığım, dinimizin de emrettiği diyalog budur.
Hoşgörü budur.
"Birinci bin yılda AvrupaHıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda ise amerika ve Afrika. Üçüncü bin yılda hedef Asya'dır." 24 Aralık 1999, Papa 2. John Paul. Milenyum mesajı...
"Kilisemiz bütün insanlığın mutluluğu içindir. Dinlerarası Diyalog'un bizim için anlamı, bütün insanları İncile ve Kiliseye yani Hıristiyanlığa ulaştırma yoludur..." 6 Ağustos l964, Papa 6. John Paul...
"Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz." 9 Şubat l998, Rabbin aciz kulu Fethullah Gülen...
"Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. Hatta kelime-i tevhidin ikinci bölümünü, yani 'Muhammed Allahın Resulüdür' kısmını söylemeksizin sadece ilk bölümünü ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışı ile bakılmalıdır." Fasıldan fasıla kitabı, Fethullah Gülen...
"Şehidliklerimzin üstüne kilise yapanlar hangi yüzle ve neyin diyalogundan bahsediyorlar?" 2000 yılı, Hüseyin Simayiç Bosna Müftüsü...
Bu diyalogculara cevabi en guzel sekilde Bosna Müftüsü vermis!
araştırmak lazım diyorsunuz..
zaten araştırılmış ama
takvimin ilgili nüshasının resmide eklendi...
ayrıca kelime-i şahadet'ten 'muhammed' adını çıkarmak, yeni birşeyde değil.. risale'de de var bu konu..
hangi risale..
Said Nursi'nin yazdığı risale (:
Fotoğraflarınızı herkese göstermek zorunda değilsiniz! İstediğiniz fotoğraflarınızı yükleme sayfasından sadece arkadaş listenizdeki kişilerin görebileceği şekilde ayarlayabilirsiniz.