Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Geri

İYİ DE, HİÇ GÜLMEYECEK MİYİZ? Bu yazıyı arkadaşıma yolla
Selamun aleykum.

Elbet gülmek kulun hakkıdır, ancak nasıl gülmek?

Mümin sıkıntıda da olsa, daima mütebessimdir, karşıdaki kişiye mümkün mertebe bir şey yansıtmaz. Her nedense, "Bu zamanda çok zor" deniliyor! Bilemiyorum, neden acaba?

Kulun her daim en büyük dostu Allah'tır. Bu doğru, ama dost kime dosttur ki? Allah cc buyurmuş ki: "Ben kulumun zannı üzereyim" Yani kulum beni nasıl zannediyorsa öyleyimdir. Yani kulum benim hakkımda hüsnü zan ediyorsa, merhametlidir diye biliyorsa Ben ona merhametliyimdir. Yok, gazaplı, öfkeli, azap eden biliyorsa Ben öyleyimdir.

Şayet insanın, kalbinde merhamet pınarı varsa, duyguları mülayim ise, elbette güzel düşünür, Allah cc hakkında da hüsn-ü zan eder. Birde bunun akabinde, kişi gaddardır, merhametsizdir, vurdumduymazdır, dünyaya geliş amacını bilmez, bilse de umursamaz, tabi ki Allah’ı cc böyle sanır ve öyle karşılık görür.

Şöyle düşünün. Elektriği bilmeyen yoktur değil mi? Sizde biliyorsunuz bende biliyorum. Hemen herkes bilir. Nedir elektrik? Güçlü bir enerji akımıdır. Güzel! Bir de şöyle bir kişiye soralım. Adamı elektrik çarpmış. Ona sorsak “Elektrik nedir?” diye? Sanırım o bizden daha iyi tarif eder değil mi? Çünkü o hakiki manada hissetmiştir. Biz sadece bilgi olarak elektriğin tarifini yapıyoruz, elektriğe çarpılmış kişi ise tam olarak muhtevasını biliyor, tesirini ve etkisi biliyor.

Belki basit misal oldu ama işi benzetmek gerekirse, Allah'ı bilmeyen yoktur, herkes bilir. Bilmesine bilir, ama hangimiz gerçek manada biliriz, hangimiz tutulmuştur, hangimiz kalbimizde öylesi bir muhabbet, sevda vardır? Bunu ancak tabiri caizse çarpılanlar, yani hakkıyla korkanlar, sevenler bilir. E, ben de seviyorum diyoruz. Aslında güzel bir ifade. Allah’ı sevme iddiası yine de her halükarda güzeldir. Ama yeterli midir? Yeterli mi değil mi beraber cevap bulalım isterseniz.

“Sevmenin de bir bedeli vardır” deriz ya. İnsan sevdiğine sevdiği için, sevgisi çiçek sunarak, hediye alarak belli eder. Anne baba çocuğunu sevdiği için öper, koklar, bağrına basar. Arabasına değer verdiği için bakımını yapar. Çiçeğine önem verdiği için sular, bakımını yapar. Belgesellerde görmüşsünüzdür. O en vahşi aslanlar, kaplanlar bile bir bakıyorsunuz, yavrusu ile oynaşırken nasılda sevimlileşiyor. Adeta o kaplanı bizimde sevesimiz geliyor, hayran oluyoruz. Bütün bunlar niçin yapılır, bir zorlama ile mi, yaptırım mı vardır kökeninde. Hayır. Sevgi ile yapar. Sevdiği için yapar.

Geliyor sorumuzun cevabına. Ne demiştik? “Bende Allah’ı seviyorum”

Seviyorum ona, ona sevgimin ifadesi nedir? Ne ile olur bu? Hâşâ Allah’a cc bir buket hediye çiçek mi alacağız? Ona sevginin tek ifadesi vardır, o da kulluktur. Ama elektrik çarpmışçasına bir kulluk! Bunun en iyi misali, emirlerine kayıtsız uymaktan geçer. Seviyorum ifadesi söz iledir, sevgiyi sunmanın ifadesi amel (ibadet, itaat) iledir. Emirlerini yaşamak, yasaklarından kaçınmak iledir.

Bu, Allah’a sevgiyi sunmanın ilk kısmıdır. Bir de ileri kısmı var ki, nedense bunu kendimize lüks görüyoruz. Daha olayı kavramdan, neticeyi görmeden, peşinen “hayır” diyoruz. Nedir o?

Çalışıyoruz, bir ay sonra maaş alıyoruz. Bu sevinçtir değil mi? Niye? Emeğimizin karşılığını aldık.

Yeni bir bebek dünyaya geliyor, seviniyoruz, göklere çıkıyoruz sevinçten. Niye? Aileye yeni bir nefer geldi, hayat geldi diye.

Günlerdir haberini beklediğimiz komadaki hasta olan sevdiğimiz birisi için, bir haber geldi, hastaneden veya yakınlarından: “Müjde! İyileşme belirtileri görüldü. Sanrım hayata dönecek inşallah” Ne olursunuz o zaman. Sevinçten gözlerinizden seller dökülür. Şaşırırsınız o an. Bir şey yapamazsanız da “Şükür” dersiniz. Neden? Ölümle pençeleşen bir dost hayata geri dönüyor. Bu bir annedir, babadır, evlattır, dosttur, sevgilidir. Sizi hayata bağlayan bir şeydir.

Bir hafta sonra, zar zor biriktirdiğiniz para ile borcunuz ödeyecektiniz. Ancak olmadık bir hadise oldu parayı çaldırdınız veya kaybettiniz. Alacaklı da ketum birisi! Oldu olmadı derken sizi dava edecek. Bir stres, sıkıntı ki sormayın. Gün geliyor, Yarın borç ödenecek ama elde yok avuçta yok. Bir telefon, “Abi müjde! Para bulunmuş.”

!!! Yorum yok. O anı sadece sıkıntıyı çeken bilir.

Daha niceleri.

Nedir bütün bunlar. Hep iyilik emaresi değil midir? Elde edilen güzellikler değil midir? Sevinç kaynağı değil midir? Evet diyoruz. Hepsi güzelliktir. İyi de kim verir bunları, kimin kudret elinde oluyor. Kim takdir edip, nimet sunuyor. Cevap tektir: ALLAH cc.

Dedik ya, bir de sevgini ileri kısmı vardır. Bu ise, zor olsa da imkânsız değildir. Nasıl ki böylesi sevinçlerin Allah’tan olduğunu kabulleniyorsak, başımıza gelen hadiseler, sıkıntılar kimden olabilir? Hâşâ, iyilikleri yaratan Allah var da, ayrıca kötülükleri yaratan bir başka Allah mı var. Tabiî ki yok. Allah birdir, Tektir, eşi ve benzeri yoktur. İyilikleri de kötülükleri de O takdir eder. İşte, işin ileri kısmı, O’ndan gelen nimetlere sevinmek nasıl ki güzelse, yine O’ndan gelebilecek bela ve imtihanları da sevmek o şekilde olmalıdır. Biraz yüzünüzün ekşidiğini farkındayım.

İsterseniz işi biraz daha sevimli kılalım, ne dersiniz?

Evet, başınıza olmadık bir hadise geldi, canınız sıkıldı. Sevdiğiniz vefat etti. Borç üstüne borç geldi. İflas ettiniz. Her şey ama her şey olabilir. Size iki türlü seçenek çıkıyor önünüze. Ya isyan edecek, yakıp yıkacak, kalp kıracaksınız. Ya da sabır edip, tevekkül bir eda ile işin çözümüne arayacaksınız. İşte bu sabredenler var ya, bizim şu an yazabileceğimiz şeyler, Allah’ın ona vereceği nimetler karşısında ancak denizin içine damlamış bir damla su mesabesinde bile değildir. Bu kul, başına ne tür sıkıntı gelirse gelsin mütebessimdir. Yüzünde ekşime görülmez. Ruhunda daralma görülmez. Anlayamazsınız onun bu halini. Ancak aynı makamı elde etmiş samimi kullar anlar. “Yahu neden böylesin?” diye sorun. “Ben olsam, sana gelen bela bana gelse var ya, Roma’yı da yakarım, kendimi de asarım” deyiniz. Ne yapar o?

Bir tebessüm, bir huzur abidesi edası ile sorar: “Neden?”

“Niçin Roma’yı yakarsın, kendini asarsın? İyiliklere seviniyorsun, Allahtan geldiğini biliyorsun da belalara neden sabretmiyorsun. Hem ne geçecek eline Roma’yı yakıp kendini asmakla?”

Evet, “Ne geçecek?”

Hiçbir şey.

Sanmayalım sakın, unutulduk, atıldık bir köşeye. Dertlerle yok olup gideceğim. O sabır abideleri var ya, onların ellerini öpmek lazım. İşte onlar dost’tur. İşte onlar sevgi sözcüğünün gereğini, gerektiği gibi yaparlar. Ve onlarda hem dünya da hem ahirette karşılığın fazlaca alırlar. Hem de ne tahminleri yeter buna ne de akıları.

Ne mutlu, sevmekten öte geçenlere.
Ne mutlu sabır ehline.

Selam olsun onlara.

Allaha emanet olunuz.

Selamun aleykum.

ELEŞTİRİ ve YORUMLARINIZ İÇİN:
banucihan@gmail.com


Şikayet et

Tarih: 29.09.2006 11:08 - Okuma Sayısı: 782 - Yazının Puanı: 0 - Yazar: Bu yazıyı arkadaşıma yolla

Gösterilen Yorumlar 0 - 0 / 0

Yorum ekle

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim