Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Geri

ÖYLE BİR AY'A GİRDİK Kİ !!! KIYMETİNİ BİLENE AŞKOLSUN.. Bu yazıyı arkadaşıma yolla
Selamun aleykum.

"Adettendir yazalım" diyemiyoruz işte. Yine bir üç aylara daha kavuştuk. Bunu ihsan eden eden ALLAH'tır cc ve sonsuzlarca hamd-ü senalar olsun Allah'a.

Elhamdülillahi rabbil alemin.... (Alemlerin Rabbi olan Allah'a cc hamdü senalar olsun)

Madem, güzel Allah'ımızın rahmeti sonsuz olmakla beraber, özel gün ve gecelerde daha da ziyadeleşiyorsa, bunda bir hikmet olmalı değil mi !

İşçinin aldığı mutad ücretinin (aylığı) haricinde, bir de yılın belli bir zaman diliminde özel aldığı ikramiyeler vardır (Primler, bayram ve yılbaşı ikramiyeleri v.s.) Mutad aldığı aylık emeğinin karşılığıdır. İkramiye ise işverenin kendi insiyatifiyle verdiği ikramdır. Bununla bir beklentisi yoktur işverenin işçiden. Ancak aylıktan beklentisi vardır, o da şçinin emeğidir.

Yıl içinde yaptığımız ibadet ve iyiliklerin karşılığını, ihlasımıza göre elbet Cenâb-ı Hak zayii etmeyip, karşılığında lütfularda bulunmaktadır. Ancak bir de; üç aylar, mübarek gün ve geceler, bayramlar gibi manevi günlerde, Allah cc özel lütuflar bulunmaktadır ki, bunları kaçırmak, idrakinde bulunmamak hakikaten büyük bir gaf ve kayıp olur. Rabbim hakkıyla uyanıklık ihsan etsin ve eda etmek için gayret lütfetsin cümlemize.

"Peki. Bu günleri ihya etmeye mecbur muyuz?"

"Mecbur değiliz elbet", diyemiyoruz.

Mecburuz dostlar. Hemde ne mecburuz bir bilseniz! Hele, tabiri caizse dünyanın çivisinin çıktığı şu günlerde, şu ahir zamanda.

Şu fani dünya da üç kuruş için nice fedakarlıklara katlanıyor insan. Eline geçiyor veya geçmiyor karşılığı. Orası kısmet meselesi. Yeter ki helal dairesinde olsun. O da bir ibadet çünkü.

Fakat, hayalini bile zorlanacağımız bir hadise var ki -hayal değil, gerçeğin ta kendisi- işin özüdür bu. O da şudur: Ahirette geçmeyen maddi sermaye yerine, yarım hurma da olsa ihlas ile yapılan iyiliğin karşılığı, akılları durduran (!) (.....bi ğayri hisab -ayet- (O hesapsız verendir) bir karşılıkla ihsan ediliyorsa, ben sorayım müsadenizle sizlere: "BÖYLESİ BEREKETLİ GÜNLERİ, İHYA ETMEYE SİZCE MECBUR MUYUZ DEĞİL MİYİZ DOSTLAR?" Ahiret gününde, yapamadığı iyiliklere dahi üzülen insan, değil ki kötülüklere herhalde üzülecekse, sizce elimizden geldiği kadar bu günleri yaşamaya değmez mi? Sizce Allah'ın ilahi hitabına mazhar olmaya değmez mi?

"Ey Cebrail! Ben, ...... kulumu seviyorum, Sen'de onu sev !..."

Cebrail as'da diğer meleklere seslenecek:

-Ey Allah'ın melekleri! Allah cc bana, ....... kulunu sevdiğini, benim de onu sevmemi istedi. Ben de onu seviyorum, sizlerde onu seviniz.

Bu ne büyük lütuftur bir bilebilsek Âh.

Ne mutlu bilebilenlere !...

Yarın yevm-i mahşerde, öyle olacak ki, nerdeyse namerde muhtaç düşecek olan insan (!), değil ki zerre iyiliğe muhtaç kalmasın. Tabi ki, herşeyden evvel Allah'ın rahmetine muhtacız. Yoksa ömr-ü billah yapılan ibadetler, bir hadisi şerifin beyanına göre göz nimetini dahi ödeyememektedir. Tabi ki bu, ibadetlerine güvenenleri kastetmektedir.

Üç ayların ve on iki ayın sultanı olan RAMAZAN ayında, yapılan nafile iyiliklerin diğer günlere göre, bire ondan, bire yediyüze kadar karşılığı var ise, siz düşünün farzların karşılığı ne ola !!!

İnsan, İslam'ı yaşama gayretine giripte, onun sıcaklığını hissetmeye, ateşini duymaya görsün; istiyor ki herkes kurtulsun, herkes mes'ut olsun, ebedi alemde sonsuz huzura kavuşsun. Bu yüzden, yazarken kılı kırk yararak düşünüyorsunuz, "ACABA NASIL YAZAMALIYIM Kİ ETKİLENSİNLER, ALLAH'IM DİLİME ELİME KUVVET VER, ONLARDA MAHRUM KALMASIN RAHMETTEN" diye.

Bu vesile ile, evvela Allah'tan kalbim parçalanırcasına, ama ümit ile niyaz ediyorum:

"Ya Rabbi! Bizlere ihlas, edeb, hâyâ ihsan eyle. Duası kabul ağızlar ihsan eyle. Ümmet-i Muhammed arasında razı olacağın ülfeti lütfeyle. Fitne ve fesada düşmesinden, kafirler gürûhunun tehlikelerinden bizleri muhafaza eyle. Firaset ihsan eyle bizlere. Vermeyi ihsan eden muhakkak Sen'sin, dualarımıza icabet eyle. Dilediğin ve razı olduğunu istettir. Hoşnud olmayacağın sürç-i lisanlardan bizleri muhafaza eyle. Eğer bizleri kendi halimize bırakırsan, bizler şaşırırız, sevginden mahrum edeceksen hüsrana uğrayanlardan oluruz. Şayet senin rahmetin, fazlın, ihsanın sadece sevgili seçkin kullarına ise, biz mücrimler kime gidip yalvaralım ?! Şayet iyiliklerin kâmil kullarına ise, kimden aman dileyelim ?! Biz, sadece ve sadece seni RAB olarak tanıdık ve SEN'den razı olduk. Senden başkasına asla ve kat'a boyun eğmeyiz. Habib-i Kibriyan Muhammed Mustafa sav efendimizi, Resul olarak, tanıdık, işittik ve iman ettik. Evet, hadsiz günahkarız, bu sana apakaşikardır. Mahcubiyetimiz ve mahzuniyetimiz de had safadadır. Lakin ümidimiz odur ki, efendimizin sav müjdesi bizi teskin etmektedir: "Benim büyük şefaatim, ümmetimin büyük günahkarları içindir."

Ya Rabbi! Eğer susmak edeb ise susalım. Lakin nefsimizin bize sultan oluşundan, ona uyar olmamızdan rahatsızız ve onu sana şikayet ediyoruz. Hidayet ver nefsimize. Dilimize, Yüce İsmini bilmekle bizlere kâfi duygu verme, kalplerimize de sevgini, muhabbetini, azametini, Nûr'unu yerleştir. Asr-ı saadet çağını bizlere yaşattır.

Ya Rabbi! Manen idrakinden aciz kaldığımız üç ayları; bid'atlere düşmeden, SEN'in emrin ve sünneti seniyye ölçüsünde razı olacağın ameller etmeyi cümlemize lütfeyle. Doya doya yaşamak için, bizlere ilim, ihlas, muhabbet ihsan eyle.

Bu aylar hürmetine, İslam ümmetine hidayet, bereket ihsan eyle. Dertli olanların dertlerine devalar, hasta olup şifa bekleyenlere şifayâb eyle, borçlu olanlara maddi imkanlar lütfeyle. Sıkıntıda olanların sıkıntılarını gider. Mukadderat dairesinde, iptilalara, belalara maruz kalmış kardeşlerimize her halükarda yine de şükür ve sabır ishan eyle.

Savaşlara maruz din kardeşlerimize zaferler ihsan eyle. Afetlere maruz kardeşlerimize kolaylıklar ihsan eyle.

Günahlarımızı senden başka af edecek yoktur. Sen bizleri bağışla. Öyle ki, huzurunda hesabını veremeyeceğimiz marazımız kalmasın. Bizleri sorgusuz sualsiz cennetini ihsan eyle."

Mübarek Üç aylar; şahsınız, sevdikleriniz ve ümmeti muhammed hakkında hayırlara vesile olsun inşallah. Ne gibi dualarınız var ise, Allah cc umuduklarınızı hayırlarla kabul etsin, korktuklarınızdan emin eylesin.

Allah'a emanet olunuz.

Selamun aleykum.

HADİS-İ ŞERİF
Receb-i Şerîf girdiği zaman Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-:

"Allahümme bârik lenâ fî Racebe ve Şa'ban, ve bellîğnâ Ramazan."

"Ey Rabbim! Bize Receb'i ve Şa'ban'ı mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaşdır" diye duâ ederlerdi.
İbn Hanbel, Müsned, 1/259.

Ayrıca Receb ayının birinden itibaren Ramazan-ı Şerif sonuna kadar her gün BİN'er aded kelime-i tevhid (Lâ İlahe İllallah, her yüzüncü de muhammeden resulullah demeli) okumalıdır.
Mahmud Sâmi Ramazanoğlu / Dualar ve zikirler...

Şikayet et

Tarih: 26.07.2006 14:21 - Okuma Sayısı: 817 - Yazının Puanı: 10 - Yazar: Bu yazıyı arkadaşıma yolla

Gösterilen Yorumlar 0 - 0 / 0

Yorum ekle

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim